24 Ocak 2012 Salı

Semt Pazarından Anılar:) "Behlül Yapma O Senin Kardeşin"

Bugünlerde biraz tembellik çöktü üzerime sanırım. Aslında sizlerle paylaşmak için tamamlamayı sabırsızlıkla beklediğim o kadar çok yarım işim var ki:) Battaniyemi ve süveterimi hala bitiremedim. Bir yandan sadece sabahları trende işe giderken okuyabildiğim kitabım var. Çok az kaldı ama çok kalın bir kitaptı, bu kadar uzun sürmesinde haklı nedenlerim var yani...Sonra kilo alırız korkusuyla öyle çok hamurişi de yapmıyorum bu aralar.  Bir de üstüne bu soğuk ve karlı havalar bir bastırdı ki...Soğuk algınlıkları ve vücut kırgınlıkları kaçınılmaz oldu. Anlayacağınız üzere sayfamda bir karamsarlık rüzgarları esmeye başlamıştı iki haftadır. Neyse bugünkü bu güneşli havayı bir dönüş kabul edelim o zaman ve geleceğe bakalım:)


En son yemek tarifim olan "Pazı Sarma" yazımda semt pazarına gittiğimden bahsetmiştim. Perşembe akşam üzeri iş çıkışında henüz eve gelmediysem beni pazarda bulabilirsiniz. Ya portakal seçiyorumdur, ya da havuç:) Pazarın dar sokaklarında geziyor sebze ve meyve fiyatlarını inceliyor, en uygun fiyata en güzel olanını da arıyor olabilirim:) Saatler ileri alınmadan önce eşimle birlikte geziyorduk ama şimdi o yetişemediğinden ben pazar kalkmadan önce yalnız başıma geziyorum. Aslında onun varlığı iyi oluyordu benim için çünkü elimde çok poşet olduğunda , verimli alışveriş yapamıyorum. Gerçi varken de biraz bol keseden alışveriş yapıyoruz:) Hele bir alışverişimizde elimizdeki poşetleri size saymak istiyorum:) 3 kilo muz (son kalan muzlar diye üç kilosunu 5'e verdi dayanamadık aldık), 4 kilo patates (yine bize indirim yaptılar 3 kilo yerine 4 kilosunu 5'e verdiler), 2 kilo elma , 3 kilo nar, 3 demet maydonoz (3 demeti 50 kuruş:), .....daha vardı ama hatırlayamıcam:) Neyse 3'er 5'er aldık gittik eve sonra kendi kendimize güldük baya:) Altı üstü iki kişiyiz bunları nasıl yiyeceğiz dedik:) Ama hiç israf edip, atmadık...

Böyle pazar anılarım da oldu bir sürü. Bir gün pırasa seçiyorum. Bu arada evlenmeden önce pırasa yemişliğim hiç yok, kokusuna bile tahammül edemiyordum. Ama eşim seviyor diye bir kez alıp pişirmiştim. Fena olmamıştı ama biraz daha çok pişse daha lezzetli olabilirdi. Neyse ikinci kez pırasa alıcam, çok bilmiş bir edayla seçiyor olmalıyım ki genç bir bey yanıma geldi ve " abla nasıl olanlarını seçiyorsun dedi" ben de yine bilmiş bilmiş " ne çok kalın ne çok ince olsun, kalınları iyi pişmiyor " dedim. sonra bir baktım başka bir bayan da beni dinliyor:) İşte o gün çok gururlandım.


Başka bir gün de pazar öyle kalabalık ki, dar sokaklarda yürümek zor değil nerdeyse imkansız. Herkes akşam pazarı diye aynı saatte hücum etmiş sanki. Eşim arkada ben önde adım adım yürürken. Bayanın biri diğerine bir bağırdı " itmesenize ne diye itiyorsunuz, yavaş olun biraz" diye sonra başını bir kaldırdı öylece bakıp kalakaldı. Sonra " aaa meraba nasılsınız?" diye konuşmaya başladılar. Meğerse tanıyorlarmış birbirlerini. Bağıran bayan giderken "amaaan görüyor musun? bağırdım bir de kadıncağıza" diye söyleniyordu.



Bir de Kuzey-Güney dizisi yeni başladığı zamanlardaydı. Pazarda elinde kasayla geçerken tartışan iki arkadaşına "Behlül yapma o senin kardeşin" diyen pazarcı  vardı. Uzun süre bu söz dilimize dolandı:)

İşte böyle:) hem eğleniyorum, hem de evimin sağlıklı beslenmesine katkıda bulunuyorum pazara gittiğimde:) Bazen tanımadığı insanlarla sohbet etmeyi seven teyzelerle karşılaşıyorum. "Al bak bunlar çok güzel, ben hep burdan aldım" diyorlar. Ben de alıyorum:)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sen Ne Dersin?

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...