28 Temmuz 2012 Cumartesi

Bu Yazın En Başarılı Dizisi: İşler Güçler



Çok güzel bir dizi buldum sonunda kendime. Kesinlikle bu yaza damgasını vuran bir dizi oldu. Birçok yerde okuduğum yorumlara göre de çok fazla kişi tarafından beğenilmiş. Hangi dizi diye sorarsanız: İşler Güçler...

Doğruyu söylemek gerekirse ben tanımıyordum daha önce Ahmet Kural'ı da Murat Cemcir'i de. Hatta Ahmet Kural 'ın dizinin her bölümünde en az on kere başrol oynadığını söylediği Gazi dizisini hiç ama hiç hatırlamıyorum:)) Zaten dizide de kendi adıyla oynayan oyuncuları da hiç kimse tanımıyor ve meşhur olma çabası içindeler:))
Özellikle Muhteşem Yüzyılda figuran olarak Osmanlı askeri rolünde görev alan Sadi Celil Cengiz'in tanınma çabaları, oyuncu olmak için gümrük memurluğu işini bırakıp istanbul'a gelişi (üstelik KPSS den 85 almışken:)) falan çok komik...

Dizide birbirinden parlak karakterler var. Sadi'nin hiç yalan söyleyemeyen kızkardeşi Zehra, Meslek Hikayeleri belgeselinin çatlak yapımcısı, Ahmet Kural ve Murat Cemcir'in güzel menajerleri...falan. Diziye oldukça neşe katıyor. Espriler çok kaliteli. Bir de oyuncuların kendilerini oynaması olayları çok gerçekçi kılıyor.

Ayrıca kahramanlarımızın çektiği belgesel kanal tarafından bir türlü yayınlanmıyor. Her hafta belgesel başlayacak diye tv başına oturup Rambo serisiyle karşılaşmaları onlar için çok hazin olsa da izleyiciyi güldürüyor. Geçen hafta dizi başlamadan önce yaptıkları ise süper ötesi güzel ve ilginç bir espri olmuştu. Tam dizi başlayacak diye bekliyorduk eşimle, birden baktık Rambo 4 başladı. Aaa dizi yayınlanmayacak mı acaba diye birbirimize bakarken birden kahramanlarımızın sesi duyuldu ve anladık ki seyircilerine hoş bir şaka yapmışlar. Ardından ekranda bir yazı göründü. Yayınımıza teknik arızadan dolayı Rambo 4 yerine İşler Güçler dizisiyle devam ediyoruz. şeklinde...Bu da Dizi oyuncularını Rambo serisinden bir intikamı olsa gerek:))



Henüz 5 bölüm oynayan diziyi izlemeye başlamak için hala geç kalmış sayılmazsınız.

24 Temmuz 2012 Salı

Lorelei Diyor ki: Satürn geriler, Merkür geriler, sonra…


Mars ve Satürn’ün Terazi’deki kişisel etkilerini incelemeye devam edelim mi? Satürn Terazi’deyken en çok Terazi burçlarını ve yükseleni Terazi olanları etkiliyor. Tabii öncü burçları yani Koç, Yengeç ve Oğlak burçlarını ve yükseleni bu burçlarda olanları da.
Öyleyse Satürn’ün disipline eden, biraz sıkan ama son derece öğretici olan etkilerinin insanın hayat yolculuğunda ne kadar önemli olduğunu ve Satürn’ün dersini almadan sınıfı geçemeyeceğimizi de tekrar belirtmekte fayda var. Sınıfı geçmeyi mecazi olarak söylüyorum tabii. Sınıfı geçmek demek insan olma yolunda bir kademe daha üste çıkmak, hayat yolculuğumuzda bir basamak daha ilerlemek ya da tamamlanma yolculuğumuzda aşama kaydetmek de denilebilir.
Öncelikle Aslanlardan başlayalım, zira Güneş Aslan burcunda. Aslanlar ve Yükselen Aslanlar, Satürn’ün iletişim, kısa yolculuklar ve kardeşler ve eğitim evine yaptığı açı nedeniyle zorlu bir dönemden geçiyor olabilirler ama bu dönem onlar için bir hazırlık ve öğrenme dönemi olarak algılanmalıdır. Bu alan yakın çevreniz, dünyayı algılayışınız, zihinsel yapınız, konuşma ve dinleme tarzınızı gösterir, yani son derece otomatik yaşadığınız, sorgulama gereği hissetmediğiniz, üzerinde düşünmediğiniz konuları kapsar. Oysa hayatımızı istediğimiz şekilde yönlendirebilmek için bu konuları da bilinçli olarak kontrol altında tutabilmemiz gerekir. Bu alandaki gerçek potansiyelinizi dışarıya çıkarabilmek ve ileride planlarınız içinde kullanabilmek için burada yapılandırmayı tamamlamalısınız. Bu dönemi bir kendini geliştirme ve öğrenme dönemi olarak geçirirseniz bir sonraki döneme daha rahat geçersiniz. Marsın burcunuzu nasıl etkilediğini geçen yazımdan bakıp ikisinin ışığında hayatınızda bir değerlendirme yapabilirsiniz.
Başak burçları ve yükselen Başaklara gelince onlar da kendini anlama ve isteklerini tespit etme yolunda hala subjektif bir alanda. Bu kez nelere değer verdiğiniz, nelere sahip olduğunuz ve olmak istediğiniz konusu ön plana geçiyor. Bu değerler maddi de manevi de olabilir. Kendini anlama yolunda gereken daha çok manevi değerler ise bu ön plana gelebilir. Maddi sıkıntıların yaşandığı bir dönem de olabilir. Eğer paraya aşırı bağlanmış, kendi gerçek değerini bu alanla eş koşmuş bir kişiyseniz ve bu durum kendimizi gerçek anlamda tanımanızı ve değerlendirmenizi engelliyorsa, bu noktada maddi kayıpları da deneyimleyebilirsiniz. Sıkıntı içinde kalmak yerine maddi konuları sorgulamak ve bu konulara yaklaşımınızı daha iyi anlamak gerekebilir.  Bu alanda yaşadığınız sorgulamalar, kendi içinizde bir çözüm ve kararlılık oluşturuncaya kadar, yani Satürn’ün etkisi geçene kadar maddi konulara dikkat etmekte, ekonomi yapmakta ve bu alana aşırı ve takıntı oluşturacak derecede ilgi göstermemeye dikkat etmekte fayda var.
Bu arada Merkür’ün Aslan burcunda geri hareketinde olduğunu belirtmekte fayda var. Satürn konusu uzun olduğu için onu parça parça anlatacağım. Ama Merkür Aslan burcunda geri gittiği için öncelikle Aslanları ve yükseleni Aslan olanları dikkatli olmaya çağırıyor. Daha sonra Kova burçları ve yükseleni Kova olanlar etkileniyor. Ayrıca Akrepler, Boğalar da bu dönemde her zamankinden daha dikkatli olmalılar. Merkür geri giderken daha önce rutin olarak yaptığımız işleri yaparken tekrar tekrar kontrol etmeliyiz. Ayrıca yeni bağlantı ve anlaşmalarda da sorun çıkmaması adına dikkatli olmalıyız. Eskiden gelen işler ve sorunlar, yarım kalanlar içinse Merkür gerilemesi çok güzel bir tamamlama fırsatı.
Merkür’ün ateş burcu olan Aslan’da gerilemesinin genele olarak etkisi geçmişin, bugünün ve geleceğin olanaklarını görebilme kapasitesi oluşturmasıdır. Bu dönemde sadece geçmişimizden ibaret olmadığımızı, geleceği de düşünmemiz gerektiğini anlarız. Merkür'ün ateş elementinde geri hareketinde olduğu dönem, hayatımızın bu yönünü gözden geçirme, canlandırma için iyi bir fırsattır. Yaratıcılık içeren, örneğin resim yapma, müzikle uğraşma ya da diğer sanatsal aktivitelerle yaşam tarzını şekillendirmek mümkün olabilir.
Satürn’ün etkilerine ve Merkür gerilemesiyle ilgili diğer merak ettiğiniz konulara bir sonraki yazımda değineceğim.
Bu dönemde kararlarınızı aklınızın, kalbinizin ve sezgilerinizin ortaklığında almanızı dilerim…
LORELEİ

21 Temmuz 2012 Cumartesi

Ramazanın İlk Günü Özel Olsun Dedim: Mantı Yaptım



Bu sene de Ramazan Ayı geldi çattı. Sıcak ve uzun günlerde oruç tutmak epey zorlayacak gibi görünse de çoğumuz elinden geleni yapacak. Ben de hazır evdeyken ilk güne özel bir sofra kurayım istedim. Oruçluyken insanın canı herşey ister genelde ama benim canım en çok mantı istedi. Hem eşim de çok sever dedim, üşenmedim yaptım.

Nasıl yaptım derseniz. Önce hamurunu yumurta, un, tuz ve biraz ılık su ile yoğurdum. Baya sert bir hamur oluyor.

İçi  için ise: kıyma , büyük bir soğan, maydanoz, karabiber, tuz.

Şimdi mantı yapıyorum diyince öyle kocaman yufka açabiliyorum gibi de anlaşılmasın yani:) henüz o kadar becerikli olamadım. Ama yaklaşık 30 cm çapında açabiliyorum. Zaten daha büyüğü de iyi olmuyor. Kesip içini doldurup kapatıncaya kadar hamur yumuşayıp yapışıyor. O yüzden küçük yufkalar açmanızı ben özellikle tavsiye ederim:)

Akşam iftar vaktine yakın mantılarımı haşladım, üzerine sarımsaklı yoğurt, onun da üzerine naneli, biberli ve azıcık salçalı kızdırılmış tereyağını döktüm. En çok yağı döktüğümde çıkan foşşş sesisi seviyorum:))

Ohhh misss. Afiyewtle yedik valla. nefistiii.



19 Temmuz 2012 Perşembe

Şeflerin Düellosunu Seyrediyorum: Yorumlarım



Hafta içi neredeyse her akşam yayınlanan programı eğer evdeysem izliyorum. Yemek yapmayı ve yemek programları izlemeyi oldum olası sevmişimdir. Programla ilgili okuduğum yorumlara göre benim gibi yemek programı düşkünleri oldukça fazlaymış ve program iyi rayting alıyormuş.

Formatı bence oldukça güzel olan programda hoşuma gitmeyen noktalar var ama. Nasıl jüri üyeleri eleştiriyorsa yarışmacıları birer birer ben de onları eleştireceğim şimdi. Hemen Mehmet Özer'den başlamak istiyorum. Gereğinden fazla sert buluyorum onu. Ne olmuş canım altı üstü bir yemek. Dünyanın sonu sanki gibi davranıyor bazen. Ayrıca kendi yaptığı programı izleyenler varsa ki ben sık sık izlerdim, orada kendisinin yaptıklarını yarışmacılar yaptığında basıyor eleştiriyi. Hemen örnek veriyorum: İsrafın önde gidenini yapıyor, taslarda malzemeleri yarım yarım bırakıyorken yarışmacılara rahatlıkla israf yok, puan kırarım diyebiliyor. Bir de süre konusundaki cimriliği yaparken biraz empati kursa iyi olur. Kendi programında bütün doğrama, soyma, hamur açma, şekil verme,kızartma... gibi oyalayan işleri yardımcısının yaptığını düşünemiyor mu acaba?

Nalan Aksoy ve Yağız İzgül'ü ise pek tanımıyorum. Biri tencere markası sahibiymiş, diğerinin de organizasyon şirketi varmış. Neden orada olduklarını da pek anlamadım Ama neyse...

Programda hiç hazzetmediğim kişi ise programın sunucusu Atılgan Poyrazoğlu. Ben sevmedim. Yarışmacılara süre verilirken gereksiz karışması, süreyi kendisinin belirlemesi, zaten azıcık verilen süre zarfı içerisinde yarışmacıları rahatsızlık verecek derecede oyalaması, her lafın içinde olup herkesten çok konuşması, espiri yapıyorum sanıp boş konuşması... gibi itici özellikleri var bence.

Yarışmacıların yaptıkları yemeklere gelince çoğunu ilginç ve değişik buluyorum. Hoşuma gitmiyor değil yani:) Değişik soslar, baharatlar kullanmak, değişik şekillerde pişirmek falan güzel oluyor. Yalnız şunu da belirtmek isterim ki bu yarışmada şunu öğrendim, biz senelerdir yemeklerimizi soğan salça koyarak pişiriyorduk, hata yapıyormuşuz şarap koymak lazımmış;))

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Tatil Bitti Resimler Kaldı: Alaçatıdan Görüntüler

Yaz gelse de tatile gitsek bütün senenin yorgunluğunu üzerimizden atsak diye beklerken bir de baktık bitmiş de evimize geri dönmüşüz bile...

Bu sene Çeşme'deydik.İlk defa gittiğim bu ilçeyi inanılmaz çok beğendim. Özellikle çok merak ettiğim Alaçatıya hayran oldum. Ama akşamları felaket kalabalık oluyormuş:) Fotoğraflarım da kalabalığın içinde ilerlemeye çalışırken çekildi. Hoşgörürsünüz umarım.





Dar sokakları, çiçekli sarmaşıklı küçüçük binalarıyla çok ama çok şirin bir yerdi Alaçatı. Ayrıca belirtmek isterim ki cumartesi günleri pazarı var. İstanbuldaki semt pazarlarından çok bir farkı yok. Ama ben rastlarsanız  gene de gezin derim. Birde meşhur İmren Pastaneleri var. Orda sakız tatlısı, sakızlı muhallebi, sakızlı dondurma veya sakızlı türk kahvesi seçeneklerinden birini veya hepsini deneyin diyebilirim:)

Ayrıca İmren'in masa örtüleri çok hoşuma gitti. Fotoğrafını çekip paylaşmadan edemedim:) altındaki resim de meşhur sakız tatlısı. Ben en çok onu beğendim...



17 Temmuz 2012 Salı

Lorelei Diyor ki: Mars ve Satürn Terazi’deyken neler olabilir?

Kısa bir aradan sonra yine sizlerleyim. Nasılsınız bakalım? Bazılarınız daha iyidir Mars Başak’tan geçti. Bazılarınız da Mars Terazi’ye geçtiği için biraz daha kötü. Ama bu bir devri daim. Hayatın akışı içinde kimi zaman sıkıntılı kimi zaman da daha rahat olacağız. Önemli olan bu devreleri en iyi, kendimize, ruhsal ve zihinsel tekamülümüze en fazla yararı olacak şekilde geçirmek.

Şimdi gelelim Mars ile Satürn’e? Ne olmuş onlara diyecekseniz. Mars uzun zamandır seyir halinde olduğu Başak’tan Terazi’ye geçti. Başak’ların sıkıntılı dönemleri hafifledi. Terazi’ler için dikkat edilmesi gereken bir dönem başladı. Tabii bu durum yükseleni Terazi olanlar için de geçerli. Sözünü ettiğim durum Ay burcunuz Terazi’deyse de sizi ilgilendiriyor ama yükseleni Terazi olan biri kadar etkilemiyor.

Satürn’ün de uzun zamandır bir ileri bir geri Terazi’de olduğunu biliyorsunuz. Mars ve Satürn’ün aynı burçta olması Teraziler ve yükseleni Terazi olanlar açısından biraz sıkıntı verici bir dönem olmasına neden oluyor. 3 Temmuz günü Mars Terazi burcuna geçti. 3 Temmuz-23 Ağustos arasında Terazi’de kaldıktan sonra 23 Ağustos – 7 Ekim arasında Akrep’te olacak. Mars, 7 Ekim – 17 Kasım arasında ise Yay burcunda ilerlemesine devam edecek.

3 Temmuz – 23 Ağustos arası dikkat çekici bir dönem çünkü uzun bir aradan sonra Mars yeniden öncü bir burçta olacak. Bu tarihler arasında haritalarında öncü burçları güçlü olanlar ve özellikle öncü burç yükselenler (Koç, Yengeç, Terazi ve Oğlak) çok daha hızlı adımlar atmak ve harekete geçmek zorunda kalacak. Uzun zamandır ertelenmiş olan işler yeniden harekete geçirilecek. Sürüncemede olan kararlar ele alınacak. Bu dönemde ilişkilere, anlaşmalara, ortaklaşa işlere daha soğukkanlı yaklaşmak
gerekebilir. Mars ve Satürn’ün aynı burçta olması dikkatimizi problemlere ve engellere odaklamamızı zorunlu kılacak.
Terazi burcunun doğum haritanızda hangi eve geldiğine dikkat ederek de 23 Ağustos’a kadar hayatınızı etkileyecek daha soğukkanlı ve dikkatli olmanız gerekecek konuları belirleyebilirsiniz. Ben kısaca yükseleninize göre sıralayayım.

Yükselen Koçlar, Mars Terazi’de iken ortaklıklar, evlilikler ve ticaretle ilgili konularda dikkat etmek zorunda kalacaklar.

Yükselen Boğalar, günlük işler, görevler, çalışma hayatı ve sağlıkla ilgili konulara dikkat etmeliler.

Yükselen İkizler, Marsın Terazi’de olduğu dönem boyunca sanat, yaratıcılık, aşk ve çocuklar ile ilgili konulara daha hassas yaklaşmalılar.

Yükseleni Yengeç olanlar, ev, aile, mülk alımı gibi konularda normalden daha fazla uğraşmak zorunda kalabilirler.

Yükseleni Aslan olanlar, iletişim, kısa yolculuklar, kardeşlerle ilişkiler gibi alanlarda dikkat etmek zorunda kalacaklar.

Yükseleni Başak olanlar ise, mali konular, tüm taşınabilir mallar, borç verilen para (alacaklar), kazançlar ve kayıplar alanlarında daha fazla uğraşmak zorunda kalacaklar.

Yükselen Teraziler bu dönemde kendi kimlikleriyle ve dış dünyanın onları gördüğü şekilleriyle bir başka deyişle imajlarıyla ilgili daha fazla uğraş içinde olabilirler.

Yükselen Akrepler, Terazilerin tersine iç dünyalarıyla, bilinçaltlarıyla daha fazla ilgilenecekler.

Yükselen Yaylar, arkadaş grupları, hayalleri, idealleriyle ilgili sorunları çözmeye çalışacaklar ya da hayatlarının merkezinde bu konular olacak.

Yükselen Oğlaklar ise, hayatlarının merkezine şu konuları koyacaklar: Sosyal statü, ün, kariyer, işverenler, itibarlı pozisyonlarda bulunan kişiler, karar-alma sürecindeki tüm otorite figürleri, yasaları güçlendirenler, anne/baba.

 Yükselen Kovalar, uzun yolculuklar, yabancı ülkeler, yüksek öğrenim, üniversite, görgü kuralları, gelenek ve görenekler, yargı, yasalar, din, yayıncılık alanlarından biri ya da
birkaçıyla ilgilenmek zorunda kalabilirsiniz.

Yükselen Balıklara gelince onlar da ölüm ve sonrası, derin dönüşümler, psikoloji, terapi, sırlar, tabular, cinsel deneyimler, miras, vergi, sigorta, borçlar, paylaşılan kaynaklar, eşinizin veya ortağınızın varlıkları ve paraları, ortak paralar gibi konularla ilgili uğraş verebilirler.

Geçmişe dayanan astrolojik bilgilerde astrologlar Mars ve Satürn gezegenlerinin buluşmasına önem vermişlerdir. Özellikle dünya/politik astroloji açısından bu dönemler kritik zamanlara işaret ederler. Şimdi bu yaz aylarında benzer bir dönemden geçmekteyiz. İki yıpratıcı, zorlayıcı güç olarak görülen Mars ve Satürn 15 Ağustos’ta tam olarak yan yana gelecek. Kişisel olarak etkilerini de bir sonraki yazımda anlatacağım.
Hayatınızla hayalleriniz sizi hep daha ileriye götürsün…
LORELEİ

5 Temmuz 2012 Perşembe

İstanbul Hatırası: AHMET ÜMİT


Büyük hevesle çektiğim ve paylaşmayı istediğim resmi yayınlayabiliyorum sonunda. Aslında çok klişe bir resim kahve fincanı yanında kitaplar biliyorum ama nedense kahve içerken kitap okumak çok daha keyifli oluyor. Hele okuduğunuz kitap da keyifliyse ikiye katlanır alınan haz. İşte Ahmet Ümit'in İstanbul Hatırası da öyle bir kitap. Ben kendi adıma çok severek okudum. Ayrıca çok da fazla şey öğrendim. Tek sorun kitap biraz fazla kalınca olduğundan okuması uzun sürdü. Bir de yazın kışa göre daha fazla gezip tozmaca olduğundan oturup kitap okumaya biraz daha az vakit kalıyor. Kitap okumamak için bu bir bahane olamaz tabii.




Neyse gelelim kitabımıza. İstanbul Hatırası polisiye bir kitap. İstanbulun çeşitli yerlerinde işlenen 7 cinayeti araştırıyoruz bu kitabı okurken. Ama şunu da söylemem gerekir ki dünyalar güzeli şehrimiz İstanbul'un tarihi, bu şehrin gelmiş geçmiş önemli imparatorları katil ve makdullerin biraz önüne geçiyor. Okudukça daha bir bilgileniyorsunuz ve daha da bir merak ediyorsunuz.

Kitabın konusu öyle anlatılabilecek cinsten değil. Yani çok geniş. Kahramanımız Komiser Nevzat'ın hayat hikayesi ise yürekler acısı. Eşi ve kızını arabasına koyulan bombanın patlaması sonucu kaybetmiştir. Mesleği yüzünden başına gelen olay, onu işinden soğutamamış, daha da işkolik bir hale getirmiştir. Nasıl olmasın ki sonuçta çözülmesi gereken bir cinayetler zinciri ve yakalanması gereken katiller varken.... Kimdi acaba bu katil veya katiller? Vermek istedikleri mesaj neydi peki? Neden cesetleri İstanbul'un tarihi için önemli noktalara bırakıyorlardı?


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...