28 Eylül 2012 Cuma

Nar Gibi Kızarmış Çiğ Börekler:)



Çocukluğumun geçtiği şehir olan Eskişehir' e özgü bir börek olarak bilirim ben çiğ böreği. Hatta öyle ki arabalı seyyar çiğ börekçiler vardı o zamanlar. Annem sağolsun sık sık yapardı. Ben de ik defa denedim. Çok da lezzetli oldu.:)

Ben iki iki olduğumuz için, soğuyunca da sıcakken kadar güzel olmuyor diye az yaptım. O yüzden çok zorlandığımı söyleyemeyeceğim. Ama aslında bayağı bir zahmetli. Tek tek hamur açıp, içini doldurup kapatıp kızartıyorsunuz. Haliyle de vaktinizi birazcık alıyor:)

Gelelim nasıl yaptığıma : Hamurunda sadece un, tuz ve su var. Ölçü vermiyorum. Kaç kişilik yapacağınıza göre ayarlıyorsunuz çünkü.

İç harcı ise: Kıyma, robotta kıyılmış soğan, karabiber ve tuz dan ibaret:)




İki önemli püf noktası var yine tecrübelerimden edindiğim.

* Kıymalı harcı koyarken elinizi korkak alıştırmayın. İçi bol, hamuru ince olacak:)
* Kızartırken harcın suyu yağa akıyor, yağ patlıyor birazcık. Elinizi kolunuzu yakmayın aman dikkat:) Birde dikkat edin hemen kızarıyor, yakmayın:)

19 Eylül 2012 Çarşamba

Mürdüm Eriği Marmeladı



Kışlık hazırlıklarıma işlerimin elverdiği oranda aralıklarla devam ediyorum. Son olarak da mürdüm eriğinden marmelat yaptım. Kokusu ve tadı inanılmaz güzel oldu. Kış soğukları bastırdığında afiyetle yiyerek özlediğimiz erik kokusunu hatırlayacağız inşallah.

Bu arada fotoğraflarımda her yaptığımın iki üç kavanozdan ibaret olduğunu farketmişsinizdir. Tam da görüldüğü üzere yaptıklarım sadece bu kadarcık:) Sadece iki kişilik bir aile olduğumuz için genelde 1 kg- 2 kg gibi az malzemeden yapıyorum çünkü kışlıklarımı.

Hemen marmelatıma geçeyim.

1 kg eriğin çekirdeklerini çıkarıp, yıkayıp üzerine 2,5 su bardağı şeker ekleyip beklemeye bıraktım.

Erikler şekerin etkisiyle sulandıktan sonra tencereye alıp ocakta kaynatmaya başladım.


Pişen erikleri biraz soğumaya bıraktım. Daha sonra baktim kabukları ayrılıyor. Bir kaşık yardımıyla kabukları ayırdım. İçine çubuk blendırı daldırıp, iyice ezdikten sonra tekrar kaynatıp kapatmaya yakın yarım limonun suyunu ilave edip altını kapattım.

Marmelatı sıcakken kavanozlara doldurup, kapağını da sıkıca  kapattım.

Marmelatım oldukça güzel ve lezzetli olmasına rağmen, yine edindiğim tecrübeleri aktarmak istiyorum.

* Annemin dediğine göre benim yöntemimle reçel yapılıyormuş:)

* Önce yıkanıp çekirdekleri ayıklanmış erikleri 1 çay bardağı kadar suyla kaynatıp iyice pişirdikten sonra süzgeçten geçirerek kabuklarını ayırmak ve daha sonra şekerle kaynatmak marmelat yapmanın yöntemiymiş:)

* Tabi ben ilk kez denediğim için yapış şeklim biraz kendime özgü oldu:) Ama doğruyu söylemek gerekirse kabuklarını şekerli haliyle ayıklamak biraz zor oldu:)

* Bu arada internette baktığım diğer tariflerde kabuklarını hiç ayırmadan çubuk blendır daldıranlar vardı. ama ben yerken ağzımıza kabuk parçaları gelsin istemedim. Tabii tercih sizin :)

Hepimize Afiyet olsun.

18 Eylül 2012 Salı

Sirtakili Düğün

Geçtiğimiz hafta sonu bir arkadaşımızın balıkçı meyhanesinde gerçekleşen düğünü diğer düğünlerden biraz farklıydı benim için. Televizyondan falan izlediğim bildiğim birşey olmasına rağmen ilk defa sirtaki oyununu canlı izledim. Buzuki Orhan'ın söylediği Rumca şarkılar eşliğinde oynanan oyunlar, çekilen halaylar çok hoştu. Ben de dayanamadım hemen telefonumdan kameraya çektim. Yalnız görüntü kalitesi ve ses için şimdiden özür dilerim. Bu arada videoların yüklenmesi de biraz sürüyor sanırım:(

video


video

video

12 Eylül 2012 Çarşamba

Söyle Hakim Bey bu da mı gol değil?

Hakim Bey deyince aklıma hep Rahmetli Sadri Alışık' ın filmindeki Ofsayt Osman gelir. Ağlayarak der ya hani: Söyle Hakim Bey bu da mı gol değil? bu da mı ofsayt? diye. Sonra Hakim de : Gol oğlum bu defa gol der:)

Ama bu sefer ki farklı Hakim Bey:) Bu sefer şarkı. İlk defa Kuzey Güney dizisinde Cemre Kuzey'e olan aşkını itiraf ederken dinlemiştim. Bu sıralar da radyolarda çokça çalıyor. Sözleri de Sezen Aksu'ya aitmiş üstelik.

Bu arada Kuzey Güney'in yeni sezonu da başlıyormuş. Hatırlarsanız ya da izlediyseniz sezon finalinde bolca ağladıydık. Ben Kıvanç Tatlıtuğ'un çektiği acıyı yansıtmada bu kadar başarılı olabileceğini hiç düşünmezdim. Kendi ağlarken sağolsun hepimizi de ağlattı. Reklamlardan gördüğüm kadarıyla sezon açılışında da ağlamaya devam edicez.

O zamana kadar şimdilik bu şarkıyla idare edelim öyleyse:



11 Eylül 2012 Salı

Lutenitsa Denemem




Üniversitede okurken Bulgaristan göçmeni bir arkadaşım vardı. Memlekete gittiğinde annesinin yaptığı bu geleneksel lezzeti kavanozlarla getirirdi. Biz de bayılarak yerdik:) kahvaltıda ekmeğin üzerine sürüp yemesi çok güzel olurdu. Üstelik bu nefis lezzet, makarnalara da çok yakışıyor. Her an kullanıma hazır bir şekilde makarna sosu olarak da elinizin altında bulunması faydalı olabilir.

Nasıl mı yaptım:

1kg patlıcan ve 1kg salçalık biberi fırında közleyip, kabukların soyup bir tencerenin içerisine koydum.

1kg domatesi rendeleyip ayrı bir tencerede pişmeye bıraktım

1kg havucu soyup, doğrayıp, haşlanmaya bıraktım

Tüm karşımı bir tencerede birleştirip, 5 diş kadar sarımsak, tuz, kimyon ve karabiber ilave ederek çubuk blendırla ezdim.

Karıştırarak 1 saat kadar kaynattım.

Kaynak haldeyken kavanozlara doldurup kapaklarını sıkıca kapattım.

Ben ilk defa denedim. Bundan da şöyle bir tecrübe edindim ve hemen sizlerle paylaşmak istedim.

* İçinde kullandığım sebzelerin bir oranı olmalıymış. Mesela ben 1 kg salçalık biber, 1 kg patlıcan, 1kg domates, 1 kg havuç ve 5 diş sarımsak kullandım. Patlıcanın tadının biraz eksik hissettim. Salçalık biber ve domates kokusu daha baskın geldi. Yani patlıcanı 2 katna çıkarsak. yani 1kg biber için 2 kg patlıcan. daha lezzetli olacak gibi geldi:)

* İkincisi patlıcan ve biberleri közleyip kabuklarını soyduktan sonra koyduğm tencerede biriken suyu atmam daha doğru olurmuş. Tadını hafif ama çok hafif acıttı.

* Havuçları haşlayıp eklemiştim. Bunun yerine rendeleyip, tavada biraz öldürdükten sonra ekleseydim, havuç tadını biraz daha fazla alabiliridm gibi geliyor.

Yapa yapa öğrenicez artık napalım:) Bu hali de güzel ama bi dahaki sefere daha lezzetli olacağından eminim.
Bu arada gelecek hafta sonu da annemin tarifi olan acıka var sırada. O da parmaklarınız yedirtecek cinsten:)

Kışıklara full performans devam yani;)

10 Eylül 2012 Pazartesi

Birkaç Püf Noktası




Bugün ordan burdan okuyup öğrendiğim veya duyduğum püf noktalarından denediklerimi sizlerle paylaşayım dedim. Hiç aklıma gelmeyecek şeyler bazen gerçekten güzel bir kurtarıcı olabiliyor.

Bugün mutfak ve ev işlerine dair bildiğim püf noktalarından bir kaç tanesini yazayım:)

* Mutfak lavabonuz metalse ve evyeniz ile birlikte parıl parıl parlamasını istiyorsanız süngerdeki detarjana bir miktar da tuz ilave edip ovarsanız ışıl ışıl parladığını görebilirsiniz.

* Çok fazla sarımsakla uğraştınız ve elleriniz sarımsak mı koktu? Elinize hemen bir metal nesne, kaşık veya bıçak alın, suyun altında ellerinizi metalle ovarak yıkayın. elinizde kokunun kalmadığını göreceksiniz.

* Domatesin kabuğunu kolay soymak için önce kaynayan suya sonra da soğuk suya daldırmanın ne kadar etkili olduğunu hiç denediniz mi?

* Yemeğiniz çok tuzlu olursa içine ekleyeceğiniz patates fazla tuzu alır. Sizi duydum, bunu herkes bilir dediniz:)

* Kek veya poğaça yaparken kabartma tozunu unla karıştırıp ilave ettiğinizde daha güzel sonuçlar alabilirsiniz. Üzümlü kek yapacaksanız üzümleri una bulayıp ilave ederseniz, birbilerine yapışmaz ve daha güzel dağılırlar.

5 Eylül 2012 Çarşamba

İşte Yeni Çalışmam: Kanaviçe Güllü Pano

Aslında bitmeden, çerçeveletmeden yayınlamayacaktım. Kendimce söz vermiştim. Ama dayanamadım. Hoşuma gittiği için yarım da olsa sizlerle paylaşmak istedim.

Sadece üst taraftaki üç yaprak kaldı şu anda. Yani bu resimi çektikten sonra da bayağı bir işledim. Ama sona yaklaşmış halini şu anda göstermiyim dedim:) Gerisi de süpriz olsun zaten. Bu arada benim panomun renkleri biraz farklı. Daha önce işlemeye başladığım ama henüz bitiremediğim bir masa örtüm vardı. İşte ondan arda kalan ipleri kullandım.

Bu kanaviçe inanılmaz bir şey. İnsanı nasıl rahatlatıyor anlatamam. Ben evde olduğum zamanlarda işlerimi biran önce bitireyim de azcık başına oturayım işimin diye dört gözle bakıyorum.

Özellikle son zamanlarda yabancı dergilerde çok daha güzel, böyle çiçekli falan değil de daha modern modeller var. Bir sonraki işim öyle olacak.:)


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...