17 Mart 2014 Pazartesi

Diyet ve Ekmek


Herkese mutlu haftalar dilerim öncelikle. Hayatımın en keyifli anlarını yazdığım bu sayfamda üzücü olaylar olduğunda sessiz kalmayı tercih ettiğimden bir süredir uzak kaldım buralardan. Ha şimdi her şey çok mu yolunda? Değil belki ama hayatımıza devam ediyoruz sahip olduklarımıza şükrederek. 

En son gurur yazısıyla karşınıza geleceğimi yazmışım. O zaman bu geç kalmış bir gurur yazısı olsun. Çünkü en son yazımdan bu yana, ciddi anlamda şeker ve ekmekle aramı açtım. Şeker yok, ekmek yok değil ama az ve öz, bisküvi, kurabiye, hamur işi yok, yok da yok.

Özellikle üşenmeden sırf canım istedi diye yaptığım kurabiyeler, kekler yok. Hele burada tarifini de verdiğim ve tadına bayıldığım için evden hiç eksik etmediğim o cookie ler var ya, bol tereyağlı şekerli olan. Onlar hiç yok.

Yok diyorum ama daha bir hafta yeni oldu. Nereye kadar sürecek bilmiyorum ki:)) Her neyse bakalım göreceğiz artık. Bu arada farkettiyseniz ekmek için az ama öz demiştim. İşte o öz be öz benim kendi ekmeğim. Kendi ellerimle yaptığım ekmek. 

Süt, maya, tuz ve un birleşir. Yoğurulur ve hamur oluşur.


Hamur kabarır...


Kabarır.....


ve pişerek ekmek olur.


Sonra da afiyetle sıcacıkken yenir. Ama az yenir.

Not: Ekmeğimin unu 7 tahıllı un, içerisine de lezzet versin diye biraz zeytin ve ceviz ekledim. O kadarcıkdan bişey olmaz.



11 Mart 2014 Salı

Yoksa Diyete mi Başlıyorum?


Bu sabah topi bana izin verdi de bu tabağı hazırlayabildim kendime:) Küçücük bebekten izin mi alınır? Alınıyormuş işte. Uyumadı ama kendi kendine oynadı pek ses etmedi. Kahvaltı ederken beni izledi sonra da. O beni izlerken "Acaba canı istemiş midir onun da , aman canım bende bal kaymak yemiyorum sonuçta, peynir domates işte ne isteyecek." diye düşünürken buluverdim kendimi. Evde oturuyorum diye sevinirken hepten kafayı uçurmayalım bide:)) Amaan zaten topinin de hepi topu iki ayı kaldı. O da sonra bizim gibi herşey yiyebilecek. Tuz ve şeker hariç. İkisi de çok faydalı şeyler değil zaten. Tanışan bir daha ayrılamıyor. Ben şahsen hiç tanışmamış olmayı yeğlerdim. Belki böylece diyet  yapmak benim için çok daha kolay bir hal alırdı.

Ama kahvaltı tabağıma bakınca acaba diyete başlamış olabilir miyim dedim. Aslında pekala da diyet kahvaltı tabağı oldu. Yanında da şekersiz limonlu bir yeşilçay. Buraya kadar herşey mükemmel. Ama ben kendimi tanıyorsam o küçücük ekmeğin üzerindeki küçücük çilek reçeli tanesi bana yetmeyecek ve ben gözü dönmüşçesine tatlı birşeyler arayacağım, bulacağım ve onu yiyip pişman olacağım:) Yemezsem de büyük gururla yarın bugün yediklerimin ve diyetimin ilk gününün postunu hazırlayacağım.:)

Topi birazdan uyanır. Şimdi onun o lezzetsiz kıymalı,kabaklı, havuçlu sebze çorbasını hazırmaya gidiyorum. Acaba bugün iki kişilik yapıp ona öğle yemeğinde eşlik mi etsem. Yok artık o kadar da değil:))

Bu arada tabağın altındaki peçeteyi eşim buldu aldı. Hani bizim annemle dekupaj merakımız var ya onun için. Bu peçeteyle ilgili de güzel planlarım var. İlerleyen günlerde faaliyete geçiricem inşallah:))

10 Mart 2014 Pazartesi

Pembe Granny Square Yastık da Bitti


Bir kaç ay bekledikten sonra bu yastığı da tamamlayabildim. Yarım işler konusunda pek iyi ünü olmayan biri olarak kendimle gurur duyuyorum. Bu kırlenti örüp bitirdikten sonra çok küçük göründü gözüme, ona uygun iç yastık yok diye düşünürken ikea da minicik bir yastık buldum. Tam da benim kırlentimin ölçülerindeydi. Elde dikmeyi de öğrenince bitiverdi.

Astarını yine pembe pitikare kumaşla diktim. Bu aralar iyice pembeci oldum. Bayılıyorum herşeyi pembik pembik görmeye:)


Önceki yastığımla da pek bir iyi arkadaş oldular.


Son bir yastığım daha kaldı. African flower modeli. Ama onun daha motifleri yeterli sayıya ulaşmadı. En kısa zamanda o da biter umarım:)

6 Mart 2014 Perşembe

Hafta ile Birlikte Yarım İşler de Bitiyor

En Son "Pazartesi Sendromu da Ne?" diye bir başlık attığımı hatırlıyorum. Sonrasında hafta nasıl geçti anlamadım bile. Bu topi benim aklımı başımdan alıyor. Sabahın 6 sında hatta bazen beş buçukta kalktığım o uzun günlerde zaman nasıl geçiyor anlayamıyorum bile. Yetişemiyorum da zaten. aman topiyle ilgilen, onu besle, onunla oyun oyna, aman uyudu koş evi topla, hala uyanmadı azcık da el işi yapayım derken gün bitiveriyor. Sonrasında akşam televizyon kaşısında sızıp kalıyorum zaten.

Bu sabah da topi uyuduktan sonra güzel yeşilçaylı bir kahvaltı hazırladım kendime. Bu arada çayda şekeri bıraktım. Bir ay falan oldu. Sabah kahvaltılarında yeşil çayı tercih ediyorum. Beyaz ekmek de yok artık. Kepekli veya tam buğday ekmeği. O da en fazla iki dilim. Kilo verme çalışmalarına kıyısından başladım yani:)) Belki ilerleyen zamanlarda bir diyet günlüğü ile karşınızda olurum.


Kahvaltının arkasından dün dikip bitirdiğim "Daisy Granny Square" yastığımı fotoğrafladım ve tatatam karşınızda:))


Aslında bitireli çok uzun zaman olmuştu. Ama dikiş makinem olmadığından astar kısmını bekletiyordum. Dün bir cesaret elime aldım ve internetten araştırıp öğrendiğim elde makine dikişi yapmaya karar verdim. Hiç fena olmadı. Hatta bu kadar güzel duracağını tahmin etmemiştim.


Astar olarak pembe pitikareli kumaş tercih ettim. Pembe koltuğumun üzerinde de çok hoş durdu:)





Şimdi sıra biten diğer yastığıma kılıf dikmekte. Öğrendim ya ben bu işi diker dururum ki hep:)

4 Mart 2014 Salı

Elmalı Mozaik Pasta


Çok değişik ve güzel bir tatlı oldu. Eşimden referanslı hem de:) O pek tatlı sevmez ama bu tatlıyı çok beğendiğini söyledi. Ben de bir fikir olması açısında sizinle paylaşmak istedim.

Üç orta boy elmayı rendeleyip, 4 çorba kaşığı şeker ile bir tavada öldürüyoruz. Sonra bir kapta parçaladığımız pötibör bisküvilere katıyoruz. Arzu edişinize göre damla çikolata , kakao, fındık, ceviz, kuru üzüm veya kuru kayısı da ilave edebilirsiniz. Ben hepsini ekledim:) Çok da güzel oldu. Aslında niyetim top top yapıp cupcake kağıtlarına koymaktı. Biraz tembel işi oldu:)) Strece sarıp, buzdolabında beklettim.

3 Mart 2014 Pazartesi

Pazartesi Sendromu da Ne?

Biraz nispet yapar gibi oldu ama:) Ne yalan söyleyim senelerdir okula gitmek için, ardından işe gitmek için erkenden yollara düşen biri olarak evimde oturmaktan son derece memnunum. Hele bu memnuniyetim pazartesi sabahları birkaç kat daha artıyor:) Topi sayesinde sabah beş buçuk- altı gibi ayaktayız yine uyku yok tabii ama olsun. Evde olup onunla vakit geçirmek işe gitmekten çok daha keyifli. Hele bahar tam anlamıyla bir gelsin, gezmeler başlasın daha da keyifli olacak:)) diye düşünüyorum.

Sabah alelacele edilen kahvaltılar veya işyerinde simit çay ikilisindense, magazin programları karşısında edilen kahvaltının tadına doyum olmuyormuş:) (Not: topi 05.30 da uyandığı için saat 08.30 civarı uykusu geliyor, tabii meydan da bana kalıyor:))


Topi artık çok hareketli olduğundan yanında pek el işi yapamıyorum. Ancak akşam o uyuduğunda hala yorgunluktan bitkin düşmemişsem elime birşeyler alıyorum. Yarım işler bitiriyorum. Bir de topiye süveter  başladım çabuk bitmesi dileğiyle...


Bir yastık daha bitti ama astarı dikilmeyi bekliyor. Ah bir dikebilsem yayınlayacağım hepsini sözzz:)




18 Şubat 2014 Salı

Naçizane Bir Film Tavsiyesi

Topicik yüzünden bu kış evdeyim malum. Senelerdir çalışan biri olarak evde vakit geçirmeye, gündüz programlarını izlemeye hep özenmişimdir. Ohh ayaklarımı uzatır, televizyon seyreder bol bol dinlenirim diye düşünmüştüm:) Yani çocuk büyütmenin bu kadar zor olabileceği aklımın köşesinden bile geçmemişti. Topi büyüyüp hareketlendiğinden beri daha bir dikkatli olmak gerekiyor. Yanından iki dakika ayrılamıyorum. Tv seyretmesini tasvip etmediğimden kendimde seyredemiyorum. Olsun bi şikayetimiz yok:)

Neyse dün topi uyurken sinema kanalında (eşim bu kış evdeyim sıkılmayayım diye açtırmıştı, nihayet kısmet oldu izleyebildim) bir filme rastladım. Çok ilginç ve değişik bir filmdi paylaşmak istedim.  Filmin Türkçe adı: Suç Zamanı. Orijinal adı ise: Les Cronocrimenes. İspanyol yapımıymış. 



Konusu çok ilginç.adamın biri yanlışlıkla bir şekilde zaman makinesinin içine giriyor ve zamanda bir gün geriye gidiyor. Gerçek zamana dönmek için verdiği uğraşlar çok ilginç. Bir yerde rastlarsanız kesinlikle izlemenizi öneririm. Öyle oyuncuları tanıdık falan değil, duyulmamış diye geçmeyin. Hem baktım imdb puanı 7,2.

14 Şubat 2014 Cuma

Sabun Dekupajı


Tutkal ve verniğin kokusu topiye dokunur belki diye uzun zamandır istememe rağmen bir türlü fırsat bulup da yapamamıştım. Dün markette aklıma geldi ucuz sabunlardan aldım. Akşam da topiyi uyuttuktan sonra dizi (Aramızda Kalsın) karşısında peçeteleri kesip, şıppadanak yapıştırıverdim:) Hava dün öyle güzeldi ki (hatta duyduğuma göre şubat ayının en sıcak günüymüş) camı da açıp evi havalandırdım. Koku falan kalmadı.:) Dekupaj içinde en çok bu sabunları renklendirmeyi sevdim.


Peçeteler annemden. Ana kız hangi markette renkli güzel desenli peçete görsek alıyoruz:))



Sabunlara bir kaç tane daha ekleyip, bir de şık sepet almak lazım:))

Bir de bugün sevgililer günüymüş. Ohoo biz çoktan geçtik bunları. Ben iki sevgilimle zaten hergün mutluyum:))

Ama yine de herkesin sevgililer günü kutlu olsun...

12 Şubat 2014 Çarşamba

Son Günlerde Bolca Dinliyorum


Bu aralar bu şarkıya radyoda sıkça rastlıyorum. Siz de dinleyin istedim. Bizim topi bile biliyor artık bu şarkıyı nerdeyse:))


İlk Sümbül Açtı



Heryerde açan sümbülleri gördükçe içim gidiyordu ve nihayet cumartesi günü ben de iki tane aldım. Henüz açmamışlarından seçmiştim. Renkleri süpriz olsun istedim. Bu sabah gördüm ki biri lila renginde açmış. Bu rengi çok seviyorum zaten. Bakalım diğeri ne renk açacak. Pembe olsa aslında hiç fena olmaz:))



8 Şubat 2014 Cumartesi

Küçük Denizci ve Gemisi


Bu gemileri işlerken topi henüz doğmamıştı. Ama ne yapacağıma bir türlü karar verememiştim. Bir sürü yapıp perdeye aplike etmeyi düşünmüştüm sadece iki tane işleyebildiğimden mümkün olmadı bu düşüncem. Hayalimdeki çerçeveyi de bulamadım ama daha fazla bekletmek de istemediğmden ortaya bu sonuç çıktı. Şimdi odasındaki duvara asmak kaldı. Diğerini de yapayım asacağım inşallah:))


 Gemici biblosu annanemizden. Bayılıyorum ben bu mavi beyaz biblolara. Ama bunları bulmak artık çok zor.  Annem  kimisini izmitte kurulan ikinci el pazarından kimisini de antikacı dükkanlarından bulup almış bir kaç tane benim için:) onları da ilerleyen günlerde paylaşırım.


5 Şubat 2014 Çarşamba

Bugün Günlerden Grip


Aslında bizim evde iki haftadır vardı grip. Önce topinin babası oldu. Sonra topiye bulaştı. Bir haftadır yazık uğraşıyoruz. Gecemiz gündüzümüz birbirine karıştı. Geceleri hele artan burun tıkanıklığı, öksürük nöbetleri topiciği harab etti. Bir haftada eridi kuzucum. Böylelikle şuruplarla da tanışmış olduk. Pek sevmedik ama...

Neyse işte derken bugün de geldi beni vurdu. Boğazlarım acımaya başladı. Zaten uykusuzluk ve yorgunluk vücudumu zayıf düşürmüştü. Sıra ben de galiba. Sıcacık bir salep yaptım, hem de bol tarçınlısından. Azcık iyi geldi gibi.


Bu arada yün toplamaya devam. Geçen gün ördüğüm çiçekli örtünün iplerini çok beğenmiştim.  
Gidip bi de bu renkleri aldım. Hani ördüklerini göster derseniz. Fikir çok, yarım iş çok ama bitmiş iş yok.


Çok güzel parlıyorlar ama:)


1 Şubat 2014 Cumartesi

Evimde Çiçekler Açtı





Biz de grip salgınından nasibimizi aldık. Topicik çok hasta oldu. İki gecedir uykusundan ağlayarak uyanıyor. Sallaya sallaya uyutamıyoruz. Çok sıkıntısı var yavrucuğumun. Bir yandan öksürük, bir yandan geniz akıntısı çok yordu topiciği. Bu sabah neyse ki neşesi yerinde uyandı. 

Ben de o yanımda oyun oynarken geçen hafta başladığım ama bi türlü örmeye fırsat bulamadığım örtüyü tamamladım. Örtüyü coco rose diaries de gördüğümde çok hoşuma gitmişti. Nasıl cesaret edip başladım, fotoğraftan bakarak nasıl ördüm ben de bilemiyorum. Öyle mükemmel ve hatasız olmadı ama şirin görünüyor değil mi?





Bu arada geçtiğimiz perşembe üniversiteden çok sevdiğim bir arkadaşım İstanbul'a geldi. Hem de sırf beni ve topiyi görmek için:)) Birlikte oturuldu eski günler yad edildi:) Karanfiller de onun hediyesi:) tam örtümün renklerine de uydu. 


İplerim  ören bayanın merserize ipleri. Örmesi çok keyifliydi. Renk seçimi ise biraz mecburiyetten. Bizim eve yakın tuhafiyeden son kalan renklerin içinden en beğendiklerimi seçtim:))

29 Ocak 2014 Çarşamba

Bir Annenin Gaz ile İmtihanı



Çok şükür bizim topi atlattı o gazlı günleri. Ama az çekmedik değil hani. Geçen gün yeni bebeği olan bir arkadaşım facebook ta "gece gündüz tek derdimiz kuzumuzun gazını çıkartmak" yazınca o günler yine aklıma geldi. Doktorlar da dahil olmak üzere herkes üçüncü ayda geçer genelde diyordu. Nitekim bizimki de bitmese de azalarak kayboldu.

Gaz sancısı neydi peki? Bizim topide hergün aynı saatte başlayan durmak bitmek bilmez ağlamalardı. Aynı saat dediğim akşam yedi civarı.

Bizim internetten okuyarak, çevremizden dinleyerek bulduğumuz sakinleştirme yolları ise:

1. En etkili olanı ütüyle ısıtılmış sıcak battaniyeye sarmak  ve kucakta sallamak
2. Saç kurutma makinesi sesi ( bunun yüzünden saç kurutma makinemiz bozuldu)
3. Buzuki Orhan'ın gazlı bebekler için olan CD si.
4. Rezene ( bebeklere içirileni de varmış ama ben hiç içirmedim, kendim rezene çayı içtim. Sütümden geçer ümidiyle)
5. Karnına küçük dokunuşlarla masaj yapmak.

İşte o günleri gördük geçirdik çok şükür:)) Darısı bebişi daha küçük olanların başına..

*** Topiye bebek şekeri yapacam diye o küçük vosvosu az aramadım. ama Çindeki fabrikası kapandığından yenisi üretilmiyormuş, koca İstanbulda sadece 10 tane bulabildim. Ama olsun yeter ki aklımda kalmadı ya:))

**** Resimlerdeki nazar boncuğu süs olsun diye iliştirdim. Bana özgü sayfama özgü bir sembol olsun istedim. yanlış anlaşılmasın;)) Aman kimselere nazar değmesin:))

25 Ocak 2014 Cumartesi

Renkler, İpler ve Motifler


Son iki gündür ufak sıkıntılar olsa da pek bir iyiyim. Annem geldi çünkü. O topiyle ilgileniyor ben de biraz dinlenebiliyorum. Hatta kaçamaklar yapıp gezebiliyorum. Bu sabah bir attık evden kendimizi, akşama kadar gezdik eşimle:)) Dün topinin altıncı ay aşıları vardı. Dört tane birden aşı olunca kuzucuk gece ateşlendi. Saat başı ağlayarak uyandı miniciğim. Neyse ki sabah uyandığında keyfi yine yerindeydi. Biz de fırsat bu fırsat  dedik annanesiyle başbaşa bırakıp kaçtık. Gezemediğim günlerin acısını çıkardım. Şimdi ayak tabanlarım sızlıyor gerçi ama olsun:))  Ama topicik bu akşam da ağlayarak uyanmaya devam ediyor. Bu gece de ayaktayız galiba. 

Bu arada akşamları topiyi uyutup örmeye devam. Hani nerde ördüklerin derseniz. Valla gösterecek pek bişey yok. Bende örme amacı stres atmak sanırım. O motiften bu motife atlayıp duruyorum. Yürümeyi yeni öğrenip oraya buraya koşuşturan çocuklar gibiyim. Resimlerden bakıp motif bile çıkarabiliyorum artık:)) Hal böyle olunca bir de şu motifi deneyeyim. Bir de şu renk iple öreyim derken. Bir ürün ortaya çıkarıp da koyamadım şuraya.:))

Ama şu renklerin güzelliklerine bir baksanıza.



Motifler orda burda dağılmasın diye bir de motif kutusu yaptım:))


Cumartesiyi bitirdik. Bol keyifli pazarlar geçirmenizi dilerim.

21 Ocak 2014 Salı

Orkidelerim Çiçek Açın Noluur




Hiç o fikre kapılmak istemiyorum. Bakamadım, beceremedim, bir çiçek bile açtıramadım fikrine. Çok istiyorum çiçek açmalarını. Ama ikisinin de sapları kurudu. Önce yeni bir dal çıkarmaları gerek çiçek açabilmeleri için.

Ama yılmak yok. İnternetten orkide bakımıyla ilgili birçok site okudum. Birçok şey öğrendim. Uygulamaya da başladım. Mesela bu pazar duş aldırdım onlara. Evet evet resmen duş aldılar. Musluğun altında bir güzel yıkadım iksini de. Sonra yapraklarını özenle kuruladım. Bir de bir şişe maden suyunu ikisine bölüştürdüm. İhtiyacı olan mineralleri alabilmeleri için su yetmiyormuş. Sıcak, aydınlık ama güneş ışığını direk görmedikleri bir yere de koydum. Hafta sonu gidebilirsem Bauhaustan orkide besini ve orkide torfu almak istiyorum. Bundan sonrasını da bekleyip göreceğiz bakalım:))


 Bir tanesinin çiçekleri bile dökülmedi. O kendisi dökmemiş çiçeklerine kıyamamış, ben nasıl kesip atabilirim, nasıl kıyabilirim ki...


Onlardan sevgimi hiç esirgemedim.Kalpler hediye ettim:))


Oysa çiçekli halin ne kadar da güzelmiş:))


20 Ocak 2014 Pazartesi

Kurabiyenin Hası


Uzun zaman oldu yazamadım. Ama çok uzaklarda değildim. Ya topinin başında mama yedirmeye çabalayıp, fışkırttığı mamaları temizledim ya da onu güç bela uyutup motif örmeye devam ettim.  Yazmaya firsat bulamadim belki ama en sevdigim blogları takipteydim.



Bol bol yedim:)
Hele son gunlerde en buyuk keyfim kurabiye yapip yemek. Degisik denemeler yapiyorum. Ama bu son yaptigim ustalik eserim oldu diyebilirim. Sutun yaninda nefis bir aksam atistirmaligi. Ogrendim ya ben bunu artik hep yaparim ki;)
Tarifi googleda cookie tarifi diye yazarak buldum. Feyza in the mutfakta blogun adi. Oyle guzel anlatmis ki kurabiyenin lezzetini, bir suru cookie tarifinin icinden onu sectim. Cok da iyi yapmisim.  Kutabiyeler oyle agizda eriyen kuru cinsten degil. Boyle hafif kek kivaminda ,ici yumusacik:) Ben de öyle bir anlattım ki... Hemen tarifini yazayim o zaman:

Malzemeler

300 gr toz seker
200 gr tereyag
1 yumurta
75 gr kakao
1 paket hamur kabartma tozu
275 gr un
Damla .cikolata veya parcalanmis cikolata

Yapilisina gelirsek:

Once tereyag ve sekeri mikserle cirpiyoruz. Yalniz tereygin oda sicakliginda ve kup kup kesilmis olmasi gerekiyor. Ardindan yumurtayi kirip cirpmaya devam ediyoruz. Daha sonra kakaoyu ekliyoruz. Bundan sonrasi kasikla karistirmaya devam. Un ve kabartma tozunu ilave ediyoruz. Artik hamur bayagi sertlestiginden 1 yemek kasigi kadar soguk sut ilave edebiliriz. Damla cikolatalari da ekledikten sonra hamurumuz hazir ve parcalar koparip yuvarlayip tepsiye dizebiliriz. Onceden 200 derecede isitilmis firinda 10-15 dakika kadar pisiriyoruz. Bu arada asıl tarifte hamuru yuvarlayıp ortasına beyaz çikolata koyuyorlardı. Evde beyaz çikolatam yoktu ama bi dahaki sefere ben de öyle deneyeceğim. Bir de kakaosuzunu deneyeceğim:)

Önemli notlar:

***75 gr kakao bana cok geldiginden ben 50 gr kakao koyup , yerine 25 gr daha fazla un koydum. Daha bile az kakaolu olabilir. Damak zevkinize kalmis.
***Şu gr li ölçüleri hiç sevmiyorum. Bardak, fincan hesabi kesinlikle daha pratik ve kolay. Faydali olur belki diye yaziyorum:
1bardak seker = 200 gr
1 bardak un = 140 gr
1 su bardağı kakao =  105 gr.

Hiç abartmıyorum. Gerçekten çok güzel oldu:))

Ama ben de bir kurabiye daha var ki. O Kurabiyenin Hası.


 Bu kuşlar da topiyle bana mı benziyor ne?


Bir de bu sefer dersime iyi çalışıp geldim:) Fotoğraflar için özendim. Fotoğrafları  telefonla çekmek yerine üşenmedim fotoğraf makinesi ile çektim. Ayrıca iki kurabiyeyi de ben yemedim:) şık dursun diye koydum;))

10 Ocak 2014 Cuma

Bu aralar işim çok





Gerçekten bu aralar işimiz çok. Topiyle katı gıdaya geçtik. Gün boyu onunla uğraşıyorum desem yeridir. Gündüz uykusu da olmayınca ana oğul bütün günü birlikte geçiriyoruz. Meyve püresi hazırla, yoğurt mayala, kaşıkla mamayı yedirmeye çalış derken bütün günün nasıl geçtiğini anlayamıyorum. Ev işi falan onlara zaten yetişemiyorum. Katı gıda işi zormuş gerçekten. Ama yavaş yavaş alışmaya başladık. Sabah pirinçli kaşık maması, öğlende elma-armut püresi, akşam da yoğurt yiyoruz. Aralarda ve gece de anne sütü. Bu arada en çok zorlandığım konu demir ilacı. Hergün 4-5 damla diye verdi doktorumuz ama bazı kişilerden demirin fazlasının zararlı olduğunu duydum. Bu konuda fikre ve önerilere ihtiyacım var açıkçası.

Akşamları topi nihayet uyuduktan sonra ise elime işimi alıyorum. Yeni motife başladım. Dedim ki hazırlayıp bitiriyeyim. Annem gelince de diker yastıklarına geçiririz:) O zaman daha şık fotoğraflarla daha şık bir post yayınlarım inşallah.

Bu arada motifin adı african flower. Pinterest te görmüştüm. Diğer motiften çok daha keyifli yapması



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...