27 Aralık 2012 Perşembe

Yeni model klimalar sessiz ve ekonomik





Kimileri için klima, sadece yazın sıcaklardan bunalındığında duyulan bir ihtiyaçtır. Ancak soğukların kendini iyice hissettirdiği şu günlerde kaloriferleri olmayan mekanlar ya da olup da ısınmakta zorluk çeken mekanlar için de bir ihtiyaçtır. Diğer pek çok ısıtıcıya göre bulunduğu mekanı daha çabuk ısıtmakta ve günümüz teknolojisi ile üretilen A sınıfı ve daha verimli olan A+ sınıfı olan modeller elektrik tasarrufu açısından çok da ekonomik olmaktadır. Üstelik klimanın mekanın görüntüsünü bozduğunu düşünenler için şık tasarımlarıyla ortama estetik katan modeller de bulunmakta. Yeni teknoloji ile üretilen modellerde ses sorunu da ortadan kalktı. Yeni klimalar artık çok sessiz çalışmakta. Klima markaları kışın da çok cazip klima kampanyaları yapmakta. Bu fırsatlardan yararlanarak bir klima sahibi olun, hem kışın soğuklara geçit vermeyin, hem de yazın sıcaklardan etkilenmeyin.

14 Aralık 2012 Cuma

Bu Dizi Bana Eski Bir Türk Filmini Hatırlattı




Ekranlardan uzuuuuuuuunca! bir süre uzak kalan Beren Saat yeni bir diziyle karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Fragmanları ekranda dönmeye başladı bile. Yine bolca entrikalı bir dizi ile karşılaşacağız gibi geliyor. Dizinin adından belli zaten:) İntikam. Beren Saat bu sefer ölen babasının intikamını almak için uğraşan bir kızı canlandırıyor.

Dizinin Türkçeye uyarlama bir dizi olduğunu ve orijinal adının Revenge olduğunu okumuştum. Ancak izlediğim fragman bana direk çok eski bir Türk filmini hatırlattı. 1971 yapımı olan Melek mi Şeytan mı? filminde de Türkan Şoray öldürülen babasını intikamını almaya çalışıyordu ve tıpkı dizideki gibi ölen kurbanların resmini ruj ile çiziyordu:)  Benim çok ama çok sevdiğim filmlerden biridir. Ee ne de olsa Tarık Akan da oynuyor.

Bakalım Beren Saat'in dizisi de o kadar güzel olabilecek mi? İzleyip göreceğiz.


26 Kasım 2012 Pazartesi

Biz Yılbaşı İçin Süslendik Bile




Yeni yılın habercisi olan aralık ayını hep çok sevmişimdir. Özellikle mağazaların yemyeşil çam ağaçları ve renkli ışıkarla süslenmesi ayrı bir hoşuma gider. Alışveriş merkezlerinde gezerken daha bir içim açılır:) Bu sene ben de kendi evimi süslemeye karar verdim:) Netice çok hoşuma gitti ve sizlere paylaşmalıyım diye düşündüm:)

19 Kasım 2012 Pazartesi

Güzelik İçin Küçük Notlar




Daha önce telefon operatörümün bayanlara özel konularda  gönderdiği mesajları sizlerle paylaşmıştım. Baktım ki mesajlar yine bayağı birikmiş:) ben de hemen sizlerle paylaşmalıyım diye düşündüm:)) Ben yazayım, belki içerisinden işinize yarayan bilgiler çıkar.


***Soğuk havada çatlayan dudaklarınıza canlı ve sağlıklı bir görüntü kazandırmak için 1 tatlı kaşığı bal ve 1 tatlı kaşığı toz şekeri karıştırın. Karışımı yuvarlak hareketlerle 1 dakika masaj yaparak dudaklarınıza sürün ve ılık su ile durulayın. Toz şekerin peeling etkisi ölü derinin atılmasına yardımcı olurken, bal dudaklarınızı yumuşatacaktır.

***Yuvarlak bir yüze sahipseniz saçınızın volümünü yüksek tutacak modelleri tercih etmelisiniz. Böylece saçınız ön planda olup, yüzünüzün yuvarlaklığı biraz olsun azalacaktır. Öne doğru kesilmiş tutamlarda yüzünüzün ince görünmesini sağlar.

***Bir çay kaşığı limon, 5 çay kaşığı biberiye, 3 çay kaşığı lavanta, 4 çay kaşığı fesleğen ve 5 çay kaşığı jojoba yağlarını karıştırın ve saçlarınız kuruyken saç derisine ve uçlarına sürün. 30 dakika beklettikten sonra şampuanla yıkayın. Bu bakım saç derisini besler ve kepek oluşumunu önler.

***Ruj makyajınızı tamamlayan en önemli unsurlardan biridir ve doğru renk seçimi oldukça önemlidir. Eğer dolgun dudaklara sahipseniz, yumuşak tonlarda ve mat renkleri, ince dudaklara sahipseniz koyu renkli ve parlak rujları tercih etmelisiniz.

18 Kasım 2012 Pazar

Mosyö ve Madame

İlk defa lavanta bahçesinde görmüştüm. Çok hoşuma gitmişti. Ama esas yapmaya karar vermem annemin antikacıdan aldığı bibloyu görmemle oldu. Sağolsun annem bibloyu bana hediye etti:) Ben de sitenin sahibi Ahu hanımdan rica ettim ve sağosun bana hemen şemasını gönderdi:) Daha önce de yazmışmıydım bilmiyorum ama kanaviçe konusunda en sevdiğim site lavanta bahçesi. Eğer daha önce siteyi duymadıysanız ziyaret etmenizi şiddetle tavsiye ederim.

Gelelim benim yaptığım mosyö ve madam panosuna. Benim biblom mavi beyaz olduğu için ben de aslı karakalem çalışması gibi görünen panoyu mavinin tonlarındda yapmaya karar verdim:) Mosyo biraz şekillenmeye başlayınca ben de dayanamım hemen sizinle paylaşmak istedim. Ama bitmiş, çerçevlenmiş ve biblonun yanındaki yerini almış halini inanın çok merak ediyorum:)



Bu arada yapmak isterseniz şemayı ben de gönderebilirim:)


Ufak tefek eksikleri kalsa da mosyo bitti sayılır. Çerçeveleri de bir an önce almak gerek sanırım:)

7 Kasım 2012 Çarşamba

Tohumlarımızın Nesli Tehlike Altında!





Binlerce yıllık tarım geleneğini barındıran Anadolu topraklarında yetişen yerli tohumlar yaşamın sürekliliğini temsil ediyor.

Atadan kalma tohumlarımız;

* Lezzetli ve sağlıklı gıdaların temini için birer genetik hazinedir
* Binlerce yıldır değişen koşullara uyum sağlayarak günümüze ulaşmayı başarmış numunelerdir
* Tarımsal biyoçeşitliliğin önemli bir parçası ve yaşamın sürdürülebilirliğinin olmazsa olmazıdır
* Dışarıya bağımlı kalmaksızın ülkemizin gıda güvenliğinin teminatıdır

Ancak bugün Anadolu’ya özgü yerel tohum çeşitliliğimiz yok oluyor. Tek seferlik, ticari tohumların egemenliği nedeniyle gıdamızın ve geleceğimizin güvencesi yerli tohumların nesli tehlike altında! Yeryüzünde zengin çeşitlilikteki yaşamı sürdürebilmek, atalık tohumlarımızı gelecek kuşaklara aktarmamıza bağlı.

TOHUM TAKAS AĞI, yüzyılların bilgisini taşıyan yerli tohumlarımızın korunup yaygınlaşmasını amaçlıyor.






Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin, Adım Adım Oluşumu desteğiyle yürüttüğü TOHUM TAKAS AĞI KAMPANYASI’na destek olarak,

* Anadolu’nun dört bir yanındaki ekolojik çiftliklerde yerli tohumların çoğaltılarak paylaşılmasını sağlayacak;
* Bu toprakların yüzlerce yıllık bereketinin, lezzetinin, besin zenginliğinin ve kültürünün gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için sağlam patikalar oluşturacaksınız.






Verdiğiniz desteğin her kuruşu binlerce yeni tohuma dönüşecek...






Kredi kartı ile bağış yapmak istiyorsanız: https://www.bugday.org/portal/BagisAdimAdim.php

EFT/havale yoluyla bağış yapmak istiyorsanız:
Alıcı Adı: Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği
Garanti Bankası Karaköy Şubesi - Şube No: 400
Hesap No: 6295240
IBAN No: TR67 0006 2000 4000 0006 2952 40

www.bugday.org - www.yasasintohumlar.org
facebook.com/BugdayDernegi
twitter.com/BugdayDernegi
Twitter paylaşımlarınız için hashtag: #YasasinTohumlar

Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.

6 Kasım 2012 Salı

O Her Sabah Ziyaretimize Geliyor




Her sabah gelen kumru aynı kumru mudur bilemiyorum ama istisnasız her sabah gelip mutfak camımızı ziyaret ediyor. Panjurun demirlerine konup içeriye bakıyor:)

Ben de bu sabah yine gelir herhalde diye ekmek kırıntıları koydum camın önüne. Nitekim geldi ve bir güzel yedi ekmek parçalarını. Yalnız diyette olduğum için kepek ekmeği vardı ve misafirim de hiç beğenmezlik etmeden yedi:)

Tülü açtım, yakından fotoğrafını çektim:) kaçmadı.



Mozart'ın "Türk Marşı"nı Bir de Böyle Dinleyin:)

Bu sabah televizyonda gördüm ve dinledim:) Çok değişik bir yorum getirmiş Ceza. Klasik müzikle rap müziğin karışımı... İtiraf etmeliyim ki sonlara doğru dinlerken nefesim kesilir gibi oldu yalnız.:)

Siz de dinleyin bakalım :


1 Kasım 2012 Perşembe

Kült Film Kült Film Dediniz Merak Ettirdiniz



Pardon başlık biraz yanlış oldu sanırsam. Çünkü kült filmmiş diye bizzat ben kendim demiştim burdan. Ama bana da banliyo trenlerindeki teevizyonlar demişti. Neyse bahsettiğim film Ucuz Roman (Pulp Fiction). Sonunda bayram tatilinde oturup izleyebildik eşimle. Film kuşkusuz kült film tabirini hakediyor. Çok orijinal bir film gerçekten.

Filmin yönetmeni çok ünlü zaten. Azıcık film seyretmeye ilgisi olan herkes duymuştur adını Qentin Tarantino'nun. Ayrıca filmde bir sürü de ünlü isim var: John Travolta, Bruce Willis, Uma Thurman, Samuel L. Jackson... Kişiler ve hikayeleri birbirinden bağımsız gibi görünse de hepsi birbiriyle kesişiyor sonrasında. Netice olarak iyi filmmiş, ben çok beğendim. Eğer izlemediyseniz mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.

Beni bilirsiniz belki ben film, kitap konusu anlatmayı pek sevmem. Bu defalık o yüzden beyazperde.com sitesinden alarak konuyu sizlerle paylaşıyorum:

Filmde Honey Bunny ve Pumpkin, hayatlarına biraz hareket katmak isteyen genç ve birbirine aşık bir çift küçük soyguncudur. Öteyandan, iki kaşarlanmış gangster, Vincent Vega ve Jules, günlük işlerinden biri olarak, patronlarına ödemeyi geciktiren bir kaç sahetekar genci vurmaya giderler. Vincent patronun güzel ve genç karısına bebek bakıcılığı yapmakla da görevlendirilirken ortağı suç yaşamına son vermeye karar verir. Cesur bir boksör ise para karşılığı hile yapmayı reddederek şehirden kaçar. Kader bu aykırı tipleri muhteşem bir şekilde bir araya getirecek, yollarını kesiştirecektir.
Ucuz Roman, o yıl tam 7 dalda Oscar'a aday gösterilmiş ve En İyi Orijinal Senaryo Oscarı'nı almıştır. Ayrıca 1994 Cannes Film Festivali'nde en iyi film ödülü olan Altın Palmiye Ödülü'nün de sahibidir.

Bu arada kış yavaş yavaş yüzünü göstermeye başladı. Yani soğuk havalarda evde oturup film seyretme, kitap okuma, tiyatroya gitme gibi kültür sanat aktivitelerine sert bir manevrayla geri dönüyoruz. Ayrıca malum havalar soğuyacak haliyle de örgü mevsimi başlayacak:) İlerleyen günler için konularımız az buz belirrmeye başladı sanırım:)

29 Ekim 2012 Pazartesi

Yeni Çiçeğim: Erica


Yeni aldığım çiçek Erica. Geçen gün yayınladığım güllü peçetelik ve mumları aldığım gün almıştım bunu da. Çok orjinal ve hoş bir çiçek:) Salonumun köşesine hoş bir renk kattı. Ayrıca üzerinde yazan bilgiye göre: çok fazla su istemiyor, dayanıklı ve bakımı da kolay, yalnızca sıcağı ve güneşi seviyor. Ben de kaloriferin yanına camın önüne yerleştirdim. Bu arada saksım nasıl ama? Farketmiş olduğunuz gibi yine güllü:)


Bu da üstten görünüşü:)

24 Ekim 2012 Çarşamba

MUTLU BAYRAMLAR


Tüm Sevdiklerinizle Birikte Mutlu, Huzurlu ve Sağlıklı Bir Bayram Geçirmeniz Dileğiyle... Sevgiler.

23 Ekim 2012 Salı

Konseptimiz Gül Deseni



Gül deseni bu sene çok moda. Çarşaflarda, perdelerde, masa örtülerinde, yemek takımları veya çay fincanlarında... heryerde karşımıza çıkıyor. Benim evim de dolup taşmaya başladı. Bugün aldıklarımı da hemen paylaşmak istedim. Resimdeki peçetelik, içindeki peçeteler ve güllü kaselerdeki gül kokulu mumlar ikea'dan alındı:)







Yukarıdaki resimlerden çay takımı ve Kırlent English Home' a ait. Çok seviyorum ben gül desenini:) Zaten ne görürsem toplamamdan da beli oluyor sanırım:)


Yukarıdaki güllü panoyu sitemizi takip ediyorsanız zaten daha önce görmüşsünüzdür. Bizzat ben yapmıştım, övünmek gibi olmasın:)

18 Ekim 2012 Perşembe

Eskilerden Bir Şarkı


Geçen akşam kanalları gezerken Seksenler dizisine rastladım. Ergun Plak , kaset doldurmak isteyen Nazlı'ya "Eski artık bunlar, Frank Sinatra mı kaldı. Öldü onlar" diyordu. Nazlı da " Öldüler diye dinlemeyecek miyiz Elvis Presley'i Frank Sinatra'yı" diyordu. Değil mi ama?:)) Hem ben her zaman derim eskiler iyidir boşveeer:)

O zaman  dinleyelim:)

12 Ekim 2012 Cuma

Kültür Mantarı Deyince Çok mu Kültürlü Sandınız



Öyle sandıysanız ne diyeyim:) Şimdi doğru düşünmüşsünüz desem burnu büyüklük yapıp haksız bir kibire kapılmış olacağım, yok yanıldınız desem sayfama haksızlık edeceğim:)

Peki nereden çıktı bu Kültür Mantarı (topraktan bitmedi ya:). Aslında blogumu açtığım sıralar deli gibi kitap okuyordum, sinema ve  tiyatroları bolca ziyaret ediyor, resim kursuna gidip, karakalem resimler yapıyordum ve üstüne üstlük bir de doktora eğitimine yeni başlamış ve derslere gidip geliyor ve bir sürü şey öğreniyordum. Yani tam bir kültür abidesi olmuştum:) O sıralar bu isimle blogu açmama rağmen bir türlü yazmaya başlayamadım.

Tam blog yazmaya karar verdiğimde oluşturduğum bu içi boş blog çıktı karşıma. Başladım yazmaya:) Tabii insanların hayatları seneler geçtikçe değişiyor. Evlendim, evim herşeyin üzerine çıktı. Sinemalar, tiyatrolar daha az ziyaret edilir oldu. Akşamları evde kitap okurdum, şimdi ise eşime sohbet etmeyi veya televizyon izlemeyi sever oldum. Resimler yapmanın yerini mutfakta lezzetli yemekler yapmak, boş vakitlerde kanaviçe işlemek aldı:) Haliyle Kültür Mantarı yer yer mutfakta kullandığımız bildiğimiz kültür mantarına döndü:)) Şikayetçi miyim? Tabii ki de değilim:) Öyle ya da böyle ben Kültür Mantarıyım sonuçta...

8 Ekim 2012 Pazartesi

Nasıl Şık Olurum İçin Tüyolar



Cep telefonuma gelen mesajlar bu defa moda üzerine. Bakalım bu sezon neler giyecekmişiz, vücudumuza yakışanı nasıl seçecekmişiz:)


***Son günlerin trendi olan pantolanlardaki ara tek çizgi modası bu kış çok popüler olacak. Pantolonların kenarlarında kendi renginden farklı bir tonda şeritlerin geçtiği pantolonları bu sezon tüm markaların vitrinlerinde görebileceksiniz.

***Eğer kıvrımsız düz bir vücuda sahipseniz göğüs altından oturan kruvaze kesimli elbiseler veya bluzler tam size göre. Vücudunuza tamamen yapışan bir body giydiğinizde ise üzerine alacağınız desenli, ışıltılı bir yelek, vücut hatlarınızı şekillendirmenize yardımcı olacaktır.

***Trençkot en özensiz olduğunuz gün bile sizi değiştirebilen tek başına oldukça güçlü bir parçadır. Klasikleşen camel rengi trençkotlar bu sezon yerini military modası ile haki ve yeşil tonlarına bırakacak.

***Dizde biten yüksek bel, rengarek A kesim pileli etekleri vatkaya gerek duyulmadan kalın ipek buzlerle giyilebilir. Kadınsı topuklar ya da maskülen oxford ayakkabıarla tamamlayabilirsiniz.

7 Ekim 2012 Pazar

Güllü Panomuz Hazır



Biraz uzun sürdü ama sonunda bitirdim:) Tam da söz verdiğim gibi çerçeveli halini sizlerle paylaşıyorum. Çerçevesi camlı olduğu için tüm uğraşmalarıma rağmen parlak bir fotoğraf çekemedim. Ama orkidemin (maalesef çiçekleri dökülmüş:() yanındaki yerini aldı.

Şimdi sırada yarıda bıraktığım masa örtüm var. Peçetelerini işleyeli bayağı uzun zamann olmasına rağmen masa örtüsü uzun zamandır yarım işlenmiş haliyle beklemekteydi.  Onu da bitirir bitirmez hemen paylaşacağım.

Yalnız bu aralar işlerim biraz yoğun. Hem iş hem okul biraz yorucu oluyor. Ama bunlar hızımı kesse de durmak yok, yazmaya devam;)





6 Ekim 2012 Cumartesi

Nasıl Daha Güzel Görünürüm için Tüyolar...



Aşağıda yazanların kaynağı teefonuma gsm operatörümden gelen mesajlardır:) Sizlerle paylaşmak istedim.

***Göz makyajı yaparken gözlerinizi olduğundan küçük göstermek istiyorsanız göz kalemini sadece gözlerinizin alt bölümüne, kirpik çizgisinden içeri doğru ince bir çizgi hainde sürün. Çünkü gözün dışına ya da üstüne çekilen kalemler gözlerinizi olduğundan daha büyük gösterir. Tabi genelde gözlerimizi olduğundan büyük göstermek isteriz:) O yüzden içine sürmek yerine kalemi dışına sürmek daha etkiliymiş

***Kare bir yüze sahipseniz yüzünüzdeki ifadeyi yumuşatmak, dengelemek istiyorsanız, saçınız yuvarlak modellerde kestirmelisiniz. Bunu yaparken saçınıza yuvarlak kesimli kahkül ve şakaklarınıza inen katlar yaptırabilirsiniz.

***Saçlarınızın cansız ve mat görünmesinden şikayetçiyseniz, saç renginizin bir iki ton açığı bir renkte balyaj uygulatmayı deneyebilirsiniz. Balyaj saçınızda farklı renk ve ışık geçişleri sağlayacağı için daha canlı ve hareketli görünmesine neden olacaktır.

***Bir tutam buğday çimini ezerek suyunu çıkarın, bu suya iki yemek kaşığı zeytinyağı ekleyip saç diplerinize masaj yaparak sürün. Bir saat beklettikten sonra bol suyla durulayın. Böylece saçınızın daha çabuk ve daha kuvvetli uzamasını sağlamış olursunuz.


4 Ekim 2012 Perşembe

Kitap Hediyem Geldi Teşekkürler Bumerang



Sevgili Hürriyet Bumerang , bloggerları desteklemesinin yanında her ay da çeşitli hediyeler dağıtıyor. Yaptığı etkinikler, sosyal medya üzerinden yaptığı küçük yarışmacıklar ve blog yazarlarına verdiği destek ile her geçen gün üye sayısını arttırıyor.

Şahsım adına konuşursam blog yazmaya başladığımda tesadüfen keşfettiğim hürriyet bumerang sitesi, blogumun gelişmesi, tanınması ve benim diğer blog yazarlarıyla tanışmam konularında çok yardımcı oldu.  Ayrıca arada gönderdiği teklifler sayesinde yazı yazarken kazanç da ede etmemi sağladı.

O yüzden öncelikle bugün elime ulaşan kitabım ve daha sonra da bloguma olan tüm katkıları için Bumerang sitesine teşekkür etmek istedim:)

28 Eylül 2012 Cuma

Nar Gibi Kızarmış Çiğ Börekler:)



Çocukluğumun geçtiği şehir olan Eskişehir' e özgü bir börek olarak bilirim ben çiğ böreği. Hatta öyle ki arabalı seyyar çiğ börekçiler vardı o zamanlar. Annem sağolsun sık sık yapardı. Ben de ik defa denedim. Çok da lezzetli oldu.:)

Ben iki iki olduğumuz için, soğuyunca da sıcakken kadar güzel olmuyor diye az yaptım. O yüzden çok zorlandığımı söyleyemeyeceğim. Ama aslında bayağı bir zahmetli. Tek tek hamur açıp, içini doldurup kapatıp kızartıyorsunuz. Haliyle de vaktinizi birazcık alıyor:)

Gelelim nasıl yaptığıma : Hamurunda sadece un, tuz ve su var. Ölçü vermiyorum. Kaç kişilik yapacağınıza göre ayarlıyorsunuz çünkü.

İç harcı ise: Kıyma, robotta kıyılmış soğan, karabiber ve tuz dan ibaret:)




İki önemli püf noktası var yine tecrübelerimden edindiğim.

* Kıymalı harcı koyarken elinizi korkak alıştırmayın. İçi bol, hamuru ince olacak:)
* Kızartırken harcın suyu yağa akıyor, yağ patlıyor birazcık. Elinizi kolunuzu yakmayın aman dikkat:) Birde dikkat edin hemen kızarıyor, yakmayın:)

19 Eylül 2012 Çarşamba

Mürdüm Eriği Marmeladı



Kışlık hazırlıklarıma işlerimin elverdiği oranda aralıklarla devam ediyorum. Son olarak da mürdüm eriğinden marmelat yaptım. Kokusu ve tadı inanılmaz güzel oldu. Kış soğukları bastırdığında afiyetle yiyerek özlediğimiz erik kokusunu hatırlayacağız inşallah.

Bu arada fotoğraflarımda her yaptığımın iki üç kavanozdan ibaret olduğunu farketmişsinizdir. Tam da görüldüğü üzere yaptıklarım sadece bu kadarcık:) Sadece iki kişilik bir aile olduğumuz için genelde 1 kg- 2 kg gibi az malzemeden yapıyorum çünkü kışlıklarımı.

Hemen marmelatıma geçeyim.

1 kg eriğin çekirdeklerini çıkarıp, yıkayıp üzerine 2,5 su bardağı şeker ekleyip beklemeye bıraktım.

Erikler şekerin etkisiyle sulandıktan sonra tencereye alıp ocakta kaynatmaya başladım.


Pişen erikleri biraz soğumaya bıraktım. Daha sonra baktim kabukları ayrılıyor. Bir kaşık yardımıyla kabukları ayırdım. İçine çubuk blendırı daldırıp, iyice ezdikten sonra tekrar kaynatıp kapatmaya yakın yarım limonun suyunu ilave edip altını kapattım.

Marmelatı sıcakken kavanozlara doldurup, kapağını da sıkıca  kapattım.

Marmelatım oldukça güzel ve lezzetli olmasına rağmen, yine edindiğim tecrübeleri aktarmak istiyorum.

* Annemin dediğine göre benim yöntemimle reçel yapılıyormuş:)

* Önce yıkanıp çekirdekleri ayıklanmış erikleri 1 çay bardağı kadar suyla kaynatıp iyice pişirdikten sonra süzgeçten geçirerek kabuklarını ayırmak ve daha sonra şekerle kaynatmak marmelat yapmanın yöntemiymiş:)

* Tabi ben ilk kez denediğim için yapış şeklim biraz kendime özgü oldu:) Ama doğruyu söylemek gerekirse kabuklarını şekerli haliyle ayıklamak biraz zor oldu:)

* Bu arada internette baktığım diğer tariflerde kabuklarını hiç ayırmadan çubuk blendır daldıranlar vardı. ama ben yerken ağzımıza kabuk parçaları gelsin istemedim. Tabii tercih sizin :)

Hepimize Afiyet olsun.

18 Eylül 2012 Salı

Sirtakili Düğün

Geçtiğimiz hafta sonu bir arkadaşımızın balıkçı meyhanesinde gerçekleşen düğünü diğer düğünlerden biraz farklıydı benim için. Televizyondan falan izlediğim bildiğim birşey olmasına rağmen ilk defa sirtaki oyununu canlı izledim. Buzuki Orhan'ın söylediği Rumca şarkılar eşliğinde oynanan oyunlar, çekilen halaylar çok hoştu. Ben de dayanamadım hemen telefonumdan kameraya çektim. Yalnız görüntü kalitesi ve ses için şimdiden özür dilerim. Bu arada videoların yüklenmesi de biraz sürüyor sanırım:(

video


video

video

12 Eylül 2012 Çarşamba

Söyle Hakim Bey bu da mı gol değil?

Hakim Bey deyince aklıma hep Rahmetli Sadri Alışık' ın filmindeki Ofsayt Osman gelir. Ağlayarak der ya hani: Söyle Hakim Bey bu da mı gol değil? bu da mı ofsayt? diye. Sonra Hakim de : Gol oğlum bu defa gol der:)

Ama bu sefer ki farklı Hakim Bey:) Bu sefer şarkı. İlk defa Kuzey Güney dizisinde Cemre Kuzey'e olan aşkını itiraf ederken dinlemiştim. Bu sıralar da radyolarda çokça çalıyor. Sözleri de Sezen Aksu'ya aitmiş üstelik.

Bu arada Kuzey Güney'in yeni sezonu da başlıyormuş. Hatırlarsanız ya da izlediyseniz sezon finalinde bolca ağladıydık. Ben Kıvanç Tatlıtuğ'un çektiği acıyı yansıtmada bu kadar başarılı olabileceğini hiç düşünmezdim. Kendi ağlarken sağolsun hepimizi de ağlattı. Reklamlardan gördüğüm kadarıyla sezon açılışında da ağlamaya devam edicez.

O zamana kadar şimdilik bu şarkıyla idare edelim öyleyse:



11 Eylül 2012 Salı

Lutenitsa Denemem




Üniversitede okurken Bulgaristan göçmeni bir arkadaşım vardı. Memlekete gittiğinde annesinin yaptığı bu geleneksel lezzeti kavanozlarla getirirdi. Biz de bayılarak yerdik:) kahvaltıda ekmeğin üzerine sürüp yemesi çok güzel olurdu. Üstelik bu nefis lezzet, makarnalara da çok yakışıyor. Her an kullanıma hazır bir şekilde makarna sosu olarak da elinizin altında bulunması faydalı olabilir.

Nasıl mı yaptım:

1kg patlıcan ve 1kg salçalık biberi fırında közleyip, kabukların soyup bir tencerenin içerisine koydum.

1kg domatesi rendeleyip ayrı bir tencerede pişmeye bıraktım

1kg havucu soyup, doğrayıp, haşlanmaya bıraktım

Tüm karşımı bir tencerede birleştirip, 5 diş kadar sarımsak, tuz, kimyon ve karabiber ilave ederek çubuk blendırla ezdim.

Karıştırarak 1 saat kadar kaynattım.

Kaynak haldeyken kavanozlara doldurup kapaklarını sıkıca kapattım.

Ben ilk defa denedim. Bundan da şöyle bir tecrübe edindim ve hemen sizlerle paylaşmak istedim.

* İçinde kullandığım sebzelerin bir oranı olmalıymış. Mesela ben 1 kg salçalık biber, 1 kg patlıcan, 1kg domates, 1 kg havuç ve 5 diş sarımsak kullandım. Patlıcanın tadının biraz eksik hissettim. Salçalık biber ve domates kokusu daha baskın geldi. Yani patlıcanı 2 katna çıkarsak. yani 1kg biber için 2 kg patlıcan. daha lezzetli olacak gibi geldi:)

* İkincisi patlıcan ve biberleri közleyip kabuklarını soyduktan sonra koyduğm tencerede biriken suyu atmam daha doğru olurmuş. Tadını hafif ama çok hafif acıttı.

* Havuçları haşlayıp eklemiştim. Bunun yerine rendeleyip, tavada biraz öldürdükten sonra ekleseydim, havuç tadını biraz daha fazla alabiliridm gibi geliyor.

Yapa yapa öğrenicez artık napalım:) Bu hali de güzel ama bi dahaki sefere daha lezzetli olacağından eminim.
Bu arada gelecek hafta sonu da annemin tarifi olan acıka var sırada. O da parmaklarınız yedirtecek cinsten:)

Kışıklara full performans devam yani;)

10 Eylül 2012 Pazartesi

Birkaç Püf Noktası




Bugün ordan burdan okuyup öğrendiğim veya duyduğum püf noktalarından denediklerimi sizlerle paylaşayım dedim. Hiç aklıma gelmeyecek şeyler bazen gerçekten güzel bir kurtarıcı olabiliyor.

Bugün mutfak ve ev işlerine dair bildiğim püf noktalarından bir kaç tanesini yazayım:)

* Mutfak lavabonuz metalse ve evyeniz ile birlikte parıl parıl parlamasını istiyorsanız süngerdeki detarjana bir miktar da tuz ilave edip ovarsanız ışıl ışıl parladığını görebilirsiniz.

* Çok fazla sarımsakla uğraştınız ve elleriniz sarımsak mı koktu? Elinize hemen bir metal nesne, kaşık veya bıçak alın, suyun altında ellerinizi metalle ovarak yıkayın. elinizde kokunun kalmadığını göreceksiniz.

* Domatesin kabuğunu kolay soymak için önce kaynayan suya sonra da soğuk suya daldırmanın ne kadar etkili olduğunu hiç denediniz mi?

* Yemeğiniz çok tuzlu olursa içine ekleyeceğiniz patates fazla tuzu alır. Sizi duydum, bunu herkes bilir dediniz:)

* Kek veya poğaça yaparken kabartma tozunu unla karıştırıp ilave ettiğinizde daha güzel sonuçlar alabilirsiniz. Üzümlü kek yapacaksanız üzümleri una bulayıp ilave ederseniz, birbilerine yapışmaz ve daha güzel dağılırlar.

5 Eylül 2012 Çarşamba

İşte Yeni Çalışmam: Kanaviçe Güllü Pano

Aslında bitmeden, çerçeveletmeden yayınlamayacaktım. Kendimce söz vermiştim. Ama dayanamadım. Hoşuma gittiği için yarım da olsa sizlerle paylaşmak istedim.

Sadece üst taraftaki üç yaprak kaldı şu anda. Yani bu resimi çektikten sonra da bayağı bir işledim. Ama sona yaklaşmış halini şu anda göstermiyim dedim:) Gerisi de süpriz olsun zaten. Bu arada benim panomun renkleri biraz farklı. Daha önce işlemeye başladığım ama henüz bitiremediğim bir masa örtüm vardı. İşte ondan arda kalan ipleri kullandım.

Bu kanaviçe inanılmaz bir şey. İnsanı nasıl rahatlatıyor anlatamam. Ben evde olduğum zamanlarda işlerimi biran önce bitireyim de azcık başına oturayım işimin diye dört gözle bakıyorum.

Özellikle son zamanlarda yabancı dergilerde çok daha güzel, böyle çiçekli falan değil de daha modern modeller var. Bir sonraki işim öyle olacak.:)


4 Eylül 2012 Salı

TCDD Bu Filmleri Öneriyor

TCDD film mi öneriyor? Nasıl Yani dediğinizi duyar gibiyim:)

Eğer siz de banliyo trenlerini kullanıyorsanız yeni trenlerdeki küçük televizyonları görüyorsunuz demektir. Ben her binişimde izliyorum. Vakitin çabuk geçmesini sağlıyor. Ama en çok ilgimi çeken ise Kült Filmler başlıklı videoları. Ben de bugün onlardan bahsedeyim istedim.

İşte TCDD'nin Kült Filmler Listesi

1. Pulp Fiction (Ucuz Roman)
2. Fight Club (Dövüş Kulübü)
3. Clocwork Orange (Otomatik Portakal)
4. The Good, Bad and Ugly (İyi Kötü ve Çirkin)
5. Citizen Kane (Yurttaş Kane)
6. Casablanca




Ben bu filmlerden henüz sadece Dövüş Kulubü ve Otomatik Portakalı izledim.  Dövüş Kulübü malum Edward Norton ve Brad Pitt'in oynadığı güzel ve bilinen bir film. Ama Otomatik Portakal'ı pek beğenmedim. Benim tarzım bir film değil. O yüzden pek tavsiye edemeyeceğim.

Diğerleri hakkındaki fikirlerimi de izledikten sonra yazarım artık:)

Bu arada Fight Club Sountrack'ını da eklemeden yapamıcam:) Pixies bu şarkıyı çok güzel söylüyor.


1 Eylül 2012 Cumartesi

Annemin Tarifi: Nefis Acı Turşu



Ben öyle acı biberi de turşusunu da pek yiyemem. Ama çocukluğumdan beri çok sevdiğim bu lezzeti ilk defa kendim de yapmak istedim. Eşim acı bibere de turşusuna da bayılır. Bu eşsiz lezzeti ona da tattırmam lazım dedim. Sağolsun annem de yardımcı oldu kurmama. Dediğine göre 10 gün sonra yiyebilecekmişiz:) bakalım nasıl olacak...

Özellikle kışın tarhana çorbasının yanında nefis tüketilen bu turşunun içinde neler var öğrenmek ister misiniz?

Evet içerisinde kabukları soyulup kuşbaşı doğranmış domates, yıkanmış küçük acı biber, sarımsak, yine yıkanıp doğranmış maydanoz ve tuz var sadece. Hepsini bir kapta karıştırıp kavanozlara doldurduk. Yalnız bu turşuyu buzdolabında saklamanız gerekiyor. Yoksa köpürüp, bozuluyormuş. On gün sonra temiz kaşıkla tüketeceğiniz kadarını bir tabağa alıp, üzerine biraz zeytinyağı gezdirip servis yapabilirsiniz:) Nefis bir suyu oluyor ayrıca:) ekmek banıp ye yani;)

Kış gelmeden önce hazırlıklarım devam edecek:) Daha lutenitsa yapacağım:)


30 Ağustos 2012 Perşembe

Girişimcilikte başarının sırrı nedir?

Girişimcilikte başarının sırrı cesur olmak, kendinize güvenmek, ama bunları yaparken de gerçekçi olmaktır çünkü gerçekçi olmadığınız takdirde sonucu hüsran olmaktadır. Başarılı bir girişim bir strateji belirleyip gitmek, sadece benim çok güzel bir fikrim var demekle olmuyor. Ona uygun pazar araştırması yapmak, şartların uygunluğunu kontrol etmek, rekabet  faktörlerini incelemek, kendi psikolojinizin o girişimi yapmaya uygun olup olmadığını değerlendirmek. Girişimci ilk başta hem kendi işinin patronu, hem de kendi işinin çalışanıdır. Bu nedenle yalnızlık ve daha az uyku, bütün bunlar için hazırlıklı olmanız gerekiyor. Herkes girişimci olabilir, ama herkes başarılı bir girişimci olabilir mi? Bu yüzden Dünyada ve Türkiye’de sayılı örnekleri konuşuyoruz. Hepsi cesur insanlar, boş bakmıyorlar veya sadece piyasada bir açığı yakalayıp bir yere gelmemişler ve gerçekten çok çalışan insanlar bir hedefe kilitlenip işlerini başarmak için uğraşan insanlar, ama bunun bir ekip çalışması olduğunu görüyoruz. Tek başına olabilecek bir şey değil. Özgüvenli, bir duruşu olan insanlar . Konuştukları ve yaptıkları ile kendilerini daha iyi noktaya getirmiş ve ispatlamış kişiler. Tüm bunlar ekonomik desteklerle pekiştirilince işte o zaman ortaya gayet başarılı bir girişimcilik örneği çıkıyor. Girişimcilik ile ilgili paylaşılmış bilgileri, başarı hikayelerini ve destekleri daha detaylı öğrenmek için TEB KOBİ TV size çok faydalı videolar sunmakta.

29 Ağustos 2012 Çarşamba

İşte Benim En Sevdiğim: LAZANYA



En sevdiklerimden biridir:) ve özlediğim her anda üşenmeden kalkar yaparım. Geçen akşam da düşündüm ki çoktandır yemedik buzdolabında mantar ve kıymamız da var, e ne duruyorum o zman lazanya yapsam ya :))


Aslında yapımı çok kolay, ama sadece içinde biraz bol malzeme olduğundan vakit gerekiyor. uzun uzun tarif veremeyeceğim. Neticede iki yaprak hamurun içerisine sırasıyla  malzemeleri dolduruyoruz. İçerisinde neler var onu söyleyeyim:)

Kıymalı harcımız, biber, domates, mantar, kıyma, tuz ve karabiberden oluşuyor. hepsini bir tavaya koyup güzelce pişiriyoruz. Tavsiyem pişirirken kapağını örtmenizdir. Zira kuru değilde sulu bir harcımız olursa daha güzel sonuç veriyor.

Beşamal sosu da isteğinize göre Dr.Qetker'in hazır beşamal sosu ile yapabilirsiniz. Ben bu defa kendim yaptım. Nasıl yaptım diye sorarsanız: unu biraz tereyağla bir tavada kavurup, yavaş yavaş süt ve birazda krema ilave ettim. Muhallebi kıvamına gelene kadar karıştırdım.

Sıra tepsiye dizmede:) Bir sıra lazanya  yaprağının üzerine önce kıymalı harç, sonra beşamal sos ve üzerine de rende kaşar serpip tekrar yaprakla üzerini kapatıyoruz. İşlem elimizdeki malzeme bitene kadar (beşamal sos hariç) devam ediyor. en üst yaprağı da döşedikten sonra üzerine kalan beşamal sosumuzu gezdirip üzerini de alüminyum folyo ile kapatarak fırına veriyoruz. Fırından almaya yakın üstüne kaşar rendesi serper ve biraz kızartıp çıkarırsanız nefis de bir görüntüsü oluyor.



Biz biraz fazla yiyp ipin ucunu kaçırıyoruz bu aralar. Ramazanda verdiğimiz kiloları geri almaya başladık bile:)
Havalar az biraz serinlemişken küçük yürüyüşlere başlamanın zamanı geldi sanırım:) 

Afiyet olsun:))

28 Ağustos 2012 Salı

Lorelei Diyor ki: Venüs’ün hayatımızdaki yeri(2)


Venüs’ün hayatımızdaki yerini kaldığı yerden anlatmaya devam edelim. Venüs’ün doğum haritamızda nerede durduğuna bakmayı sürdürüyoruz. Önce Venüs’ün önemini kısaca anlatalım.

Venüs sadece aşk ilişkilerini anlatmaz, nasıl insanları çekici bulduğumuzu, sosyal ilişkilerimizde nasıl bir tutum aldığımızı ve ilişkimiz olacak kişilerle hangi ortamlarda karşılaşabileceğimizi ve kadınlar için kadınlığını nasıl ifade ettiğini ve erkekler için hangi kadınları çekici bulduğunu da anlatır.

Venüs Terazi’de veya 7. evdeyse kendi evinde ve en güçlü yerdedir. Bütün güzel özelliklerini ortaya çıkarır. Aşka aşık, romantik, zarif ve sosyaldir. İlişkilere büyük önem verir. İyi, uyumlu ve yaratıcı ve sıcak bir ilişki ister. Sanata karşı çok yeteneklidir. Aşık olunca yetenekleri ortaya çıkar. Çevresine uyum, güzellik ve estetik katar. Maddi olarak rahat etmek ve keyfi için rahatça para harcamak ister.  Venüs’ü Terazi’de olan bir erkek kılık kıyafetine çok önem verir. Beğendiği kadın güzel, cazibeli, çekici aynı zamanda da zeki ve konuşabileceği biri olmalıdır. Venüs’ü Terazi’de olan kadın ise zevkli, çekici, anlayışlı olur. Keyfine ve kaliteli şeylere çok düşündür. Hayatını güzelleştirmek ister. Aşka ve sevgiye büyük ihtiyaç duyar. Etrafında her zaman hayranlarının olmasını ister. İlişkileri yolunda gitmediği zaman dengesini yitirebilir. İlgi çekmediği zaman mutsuz olabilir.

Venüs Akrep’te ya da 8. evdeyse güçlü konumda değildir. İlişkilerde aşırı tutkulu, sahiplenici, şüpheci, tutucu ve kıskançtır. Yakın ilişki ihtiyacı içindedir. Eşinin bütün sırlarını öğrenmek ister ama kendi sırlarını gizleyebilir. Aşkın cinsel yanını ön planda tutar.  İlişkilerinde güç sahibi olmak ister.  Yaptığı işe tutkuyla bağlanır ve en iyisini yapar. Venüs’ü Akrep’te olan erkekler, seksi, güçlü, tutkulu ve duygusal kadınlardan hoşlanırlar. Çok beğenilir ve çapkın olurlar. Her karşılaştığı kadını çözmek ve incelemek isterler. Sezgileri de güçlü olduğu için karşısındakinin zayıf ve güçlü taraflarını hemen görebilirler. Venüs’ü Akrep’te olan kadınlar, seksi ve çekicidir. Sevdikleriyle aralarında çok güçlü ve derin bir bağ vardır. Çekiciliklerini karşılaştıkları her erkek karşısında kullanmak isterler. Bunun yanında tutucu ve aşırı sahiplenici olurlar. Karşısındakinin aklından geçenleri tahmin edebilirler.

Venüs’ü Yay’da veya 9. evdeyse ilişkilerde hevesli ve cesur davranır. Sosyallikten, spordan, hareketten hoşlanır. Eşiyle macerayı paylaşmak ister. İlişkilerde özgürlüğüne çok önem verir. Yaklaşımları dobra ve dürüsttür.  Yabancı kültürlere, ülkelere de büyük çekim duyar.  Spor, dans, yabancı ülkelerde rehberlik Venüs Yay’ın çok hoşuna gider. Parayı kolayca harcayabilir. Çok cömerttir fakat parasının hesabını bilmeyebilir. Venüs’ü Yay’da olan bir erkek, güzel, hoş aynı zamanda da kafasını kullanan, maceradan hoşlanan, sportif kadınları çekici bulur. İlgisi önce dostlukla başlar sonra sevgiye döner. Çok flörtçüdür ama ona özgürlüğünü yaşatan bir kadınla da uzun süreli bir beraberlik yaşayabilir. Venüs’ü Yay’da olan kadın cana yakın sıcak ve çekicidir.  Cömerttir. Zevki için para harcar. Girişken ve maceracıdır. Seyahat etmeyi ve yabancı insanlarla tanışmayı çok sever.

Venüs’ü Oğlak’ta veya 10. evdeyse, aşkta ciddiyet getirir. İlişkilerinde çekingen, mesafeli, aklı başında ciddi bir sevgilidir. Ne istediğini çok iyi bilir. Hayatının erken dönemlerinde yakın ilişkiye girmez fakat sonra karşısındakine kendini adar. İlişkilerde maddi güvence ve prestij arar. Olgun ve aklı başında kişilerden hoşlanır.  Amaçları doğrultusunda da ilişkiye girebilir. Düşünüp taşınıp karşısındaki insanı tartar. Çalışmayı ve disiplini sever, sorumluluk sahibidir.  Tutkularında bile sorumlu davranır. Aşkta romantik sözlerden çok elle tutulur somut şeyler görmek ve yaşamak ister.  Venüs’ü Oğlak burcunda olan kadının; sosyal, ahlaki ve duygusal olarak kabul edilebilirlik sınırları vardır ve bu sınırları kimseye çiğnetmez. Daima kontrollüdür.  Venüs’ü Oğlak burcunda olan erkek; küçük bir kız çocuğu gibi davranan bir kadınla bir ilişki yaşayamaz. Olgun ve kontrollü kadınlardan hoşlanır.     

Venüs’ü Kova’da veya 11. evdeyse,  ilişkilerinde özgür ve mesafeli olmak ister.  Geleneksel olmayan ve tuhaf ilişkilerden hoşlanır. Kendi kişiliğini ifade edebilme özgürlüğü verebilen ilişkilerden hoşlanır. İlginç, bohem tarzda kişilerden hoşlanır. Özgürlüğünü yaşayabileceği ilişkilere girer.  Aşkta dokunmaktan çok konuşmaktan, tartışmaktan hoşlanır. Kovadaki Venüs aşkta büyük arzular yaratmaz. Sevgisi fazla derin değildir. Tuhaf, farklı ilişkiler, değişik maceralar, sıra dışı insanlar tam ona göredir. Her zaman imkansızı kovalar durur.  Venüs’ü Kova’da olan bir kadın kendini seksi bulan değil anlayabilen bir erkekten hoşlanır. Venüs’ü Kova’da olan bir erkek ise yetenekleri onu şaşırtan bir kadını çekici bulur. Güçlü kişilikli zor kadınları seçer. Hiçbir zaman emin olamayacağı beklenmeyeni bekleyeceği bir kadını çekici bulur.

Venüs’ü Balık’ta veya 12. evdeyse, en güçlü konumdadır. Venüs’ü Balık burcunda olanlar romantikleşir, hayalleri güzelleşir, zarif düşünceli ve romantik olurlar. Sevgilisiyle “Bir” olmak ister. Çok fedakar ve vericidir. Aynı zamanda ilişkilerde hayalperesttir,  ayakları yere basmayabilir. Gizlilikten hoşlanır. Gizemlidir. Hassas yapısından dolayı çok çabuk kırılabilir. Venüs’ü Balıkta olan kadınlar da erkekler de çok cazibeli ve romantik olurlar. Özellikle kadınlara büyük cazibe ve çekicilik verir. Anlaşılmaz ve gizemli bir havaları vardır. Venüs Balık burcundaki bir kadına Afrodit’in bütün güzelliklerini sunar.  Venüs’ü Balık burcunda olan bir erkek, çok duyarlı ve romantik olur. Çekici, romantik ve gizemli kadınlardan hoşlanır. Hayallerindeki kadını fazla idealize edip aşkı platonik olarak yaşayabilir. Bütün hayatını şiirler, besteler yazarak platonik bir aşkın peşinde geçirebilir.  

Venüs’ün güzelliklerinden bu seferlik bu kadar…

Haftaya kadar Venüs hayatınıza güzellikler ve uyum getirsin.

LORELEİ                                

24 Ağustos 2012 Cuma

Resim Gibiydiler Ben de Resimledim:)

Dün akşam iş dönüşü pazara uğrayıp öyle geçtik eve. Sanırım şimdi zamanı olduğundan tezgahlarda bolca dağ çileği vardı. Mis gibi de kokuyor:) Ee biz de dayanamadık aldık.

Akşam yorgunluğu üzerimden atınca hemen ayıkladım. O kadar güzellerdi ki bozulmadan tüketelim istedim. Aslında reçel yapmalık bunlar galiba. Ama ben reçel olarak değilde pastalarda kullanmayı daha çok sevdiğimden haftaya biraz daha alıp dondurucuya atıcam galiba:)) Hatta söz verdiğim meyveli tart vardı ya onu çilekli tart olarak değiştirebilirim:)

Ayıklarken resim çekmek geldi içimden. Zaten resim gibiydiler...


23 Ağustos 2012 Perşembe

Kuş Uçuşu Burdan Ne Tutar Oralar?

Baktım ki bugün yazdığım yazım resimsiz pek bir sönük olmuş. Ahh o kanaviçe panomu bitirebilseydim ne kadar da süslü olacaktı. O zaman daha çok ziyaret edecektiniz sayfamı.

Ama olsun ben de biraz neşe biraz da hareket katsın diye son zamanlarda müzik kanallarında sıkça çalınan bu şarkıyı ekliyorum. Dinleyelim mi?:)



Bu Aralar Ne Yapıyorum?

Aslında ne yapıyorum değil, neler yapıyorum diye sormalıydım sanırım. Maşallah yine arı gibi çalışıyorum boş durmaksızın. Ama yaptığım işler arasında en çok zevk aldığım kuşkusuz kanaviçe işlemek. Geçtiğimiz aylarda ilk kanaviçe panom başlığıyla yayınlamıştım ilk sanat eserimi. Tabii o çok basitti, sadece başlangıç mahiyetindeydi.

Şuan da bir pano işliyorum. Ama bu seferki biraz komplike bir model. Bol renkli, bol gölgeli... Resmini yayınlamak için sabırsızlanıyorum aslında ama yarımken değil de bitmiş hatta çerçevelenmiş haliyle görün istiyorum. Sanırım çok kalmadı. Aynı hızla devam edebilirsem 1 haftaya bitmiş olabilcek.

Ayrıca internette bol bol kanaviçe yapan blogları ziyaret edip, kimler neler yapmış şöyle bir kolaçan ediyorum. Çok güzel bloglar var. En beğendiklerim lavanta bahçesi ve geniş zamanlar... Kendime bir klasör hazırladım ve yapılacaklar listesini oluşturdum bile:))

Yaptığım diğer bir iş ise yemek programları izleyip, değişik denemeler yapmak. Bu işten de en çok eşim hoşnut. Malum yeni yemeklerimi hep o test ediyor. Özellikle geçen gün yaptığım meyveli tarta bayıldı. Sizlerle buradan paylaşamadım çünkü kalıptan çıkartırken kırdığım için şekli tadı kadar güzel olamadı. Ama ilerleyen günlerde tekrar yapıp, söz ölçüleriyle birlikte tarifini vereceğim:)

Geçen gün yaptığım peynirli puf böreğine değinmiyorum bile;) malum bir günde bin tıklama alıp rüştünü ispatladı zaten kendiliğinden:)

Ramazan boyunca özellikle bir kanalda bitip diğer kanalda başlayan yemek programlarını takip ederken ve yapılan yemeklerin görüntüsünden başım dönerken Arda'nın Mutfağı'nı keşfettiğimi ve ordan aldığım bir tarifi daha sonra uygulayacağımı da belirteyim isterim. Ama hangi tarif olduğunu söylemiyim onu da yapınca görün istiyorum:)

Yemek yapıyorum, kanaviçe işliyorum diye sakın kariyerime ara verdiğimi sanmayasınız....Her gün düzenli olarak makale okumaya devam. Ee bitirmem gereken koskoca bir  doktora tezim olduğunu siz bilmiyorsunuz tabii. Ahh ah benimse hiç aklımdan çıkmıyor...

Bu arada düzenli olarak makale okumak, ingilizcemin tekrar toparlanıp dirilmesine de katkıda bulundu.

Şimdilik böyle işte. Günler 24 saat olunca, biraz da uyumaya vakit ayırmak gerekince , eee malum bir de işe gitmek zorunda olunca bu kadarla idare etmek zorunda kalıyoruz:))

Hadi ben gideyim o zaman:)) Sevgiler...

21 Ağustos 2012 Salı

Mis Gibi Peynirli Puf Böreği



Tam da attığım başlıktaki gibi misleeer gibi koktu kızartırken:) Üstelik yapımı da o kadar kolay ki, özellikle kahvaltı sofralarını süsleyecek çok güzel bir börek. Eminim her yiyen de bayılacak:))

Dün eşimle evde otururken aklımıza geldi. Ramazanda eşimin de benim de canım fena halde istemişti oruçluyken. Öyle olunca da kalktım üşenmeden yaptım. Yapması tam yarım saatimi aldı. Tabi ben sadece iki kişi olduğumuz için az bir hamur yoğurdum.

Daha önce benim verdiğim tarifleri okuduysanız, pek ölçü kullanmadığımı biliyorsunuzdur. O yüzden yine göz kararı malzemeleri verebileceğim yine. Hamurum da;

3 kaşık kadar yoğurt
1 yumurta
1 paket kabartma tozu
tuz ve alabildiği kadar un
 var. Ancak daha sonra annemle konuştuğumda yumurta koymasan daha yumuşak olur, şeklinde bir öneri aldım. Benim ki de güzel oldu ama siz yapmaya kalkarsanız ve yumurtanız yoksa koymasanız da olurmuş yani:))

Hamurumu yoğurup, arasına peynir koyup kızgın yağda kızarttım. Ancak yine deneyimlerimden edindiğim bilgiye göre: içerisine yağsız peynir koymanızı tavsiye ederim. Benim peynirlerim kızartırken eridi biraz...Ama evi saran kızarmış peynir kokusu inanılmazdı bunu söylemezsem o mis kokuya haksızlık etmiş olurum;))

Bu arada eşim sağolsun her aşamada  fotoğraflarını çekti. Ben de buraya ekliyorum. Yapım aşamalarını da sizlerle paylaşmış oluyorum:))




20 Ağustos 2012 Pazartesi

Lorelei Diyor ki: Venüs’ün hayatımızdaki yeri(1)

Kısa bir mola verdikten sonra yine sizlerleyim. Eveet, nerde kalmıştık bakalım. Satürn, Mars derken aşk konularını ihmal ettik. Sıra Venüs’e geldi. Aslında epeydir Venüs’ün hayatımızdaki etkilerine bakmadık. Venüs sadece aşk ilişkilerini anlatmaz, nasıl insanları çekici bulduğumuzu, sosyal ilişkilerimizde nasıl bir tutum aldığımızı ve ilişkimiz olacak kişilerle hangi ortamlarda karşılaşabileceğimizi ve kadınlar için kadınlığını nasıl ifade ettiğini ve erkekler için hangi kadınları çekici bulduğunu da anlatır.

Gelelim Venüs’ün haritamızda hangi burca ve hangi eve düştüğüne bakmaya. Venüs haritamızda Koç burcundaysa veya 1. Evde yani yükselen burcumuzda yerleşmişse siz sevginizi göstermekte oldukça cömert ve ateşli, sıcakkanlı birisiniz demektir. Venüs’ü Koçta veya 1. evde olanlar ilişkilerinde özgürlüğüne çok düşkündür. İlişkilerde kendine güvenir. Enerjik ve direktir. Aşkta önderlik etmekten keyif duyar. Kıskançlık yapılmasından hiç hoşlanmaz ama kendisi çok kıskançtır. İlk görüşte beğenip sevebilir ama sevgisi saman alevi gibi hemen sönebilir. Bu tip genelde aşka aşıktır. Romantizmden çok tutkular ön plandadır. Venüs'ü Koç burcunda olan erkekler biraz maço olur ve ilişkilerinde kendilerini daha çok düşünürler. Venüs Koç’taki kadınlar özgürlüklerine çok düşkün olurlar. Buna saygı göstermeyen, maço bir erkekle bir ilişki sürdüremezler.

Venüs Boğa’da veya 2. evdeyse sizin için romantizm ve güven el eledir. İlişkilere sakin ve adım adım gider. İlişkilerinde dokunma ve hissetme de en az güven kadar önemlidir. Uzun süreli ve güvenilir bir ilişki arar. Venüs burada huzur ve güven arar. Güzelliğe, lükse, maddi güvenceye çok önem verir. Parasını iyi biriktirir. Doğal bir çekiciliği ve cazibesi vardır. Fakat aşırı sahiplenici ve hırslıdır. Sevdiklerine sahip çıkmak ve korumak ister, kıskançtır, zevklerinde tutucu ve gelenekçidir. Venüs’ü Boğa’da olan bir kadın kendine güven duygusuna ve çekiciliğe sahiptir. Ayrıca seksi ve ne istediğini çok iyi bilen biridir ama biraz da kıskançtır. Eşinin ona maddi güvence vermesini ister. Duyarlı ve romantik biriyle anlaşabilir. Venüs’ü Boğa’da olan bir erkek; pratik, kötü günlerde dayanabileceği, hesabını bilen, ayakları yere sağlam basan bir kadından hoşlanabilir.

Venüs’ü İkizler’de veya 3. evde olan kişiler fikir alış verişi yapacağı, güzel konuşan insanlara çekilir. Konuşması da çok ahenkli ve tatlıdır. Flört etmekten çok hoşlanır. Havai ve değişkendir. Sevgisi çok kısa süreli olabilir. Pek çok ilişki yaşar. Hatta bu ilişkileri aynı anda bile yaşadığı olur. Sosyal ilişkilerde yüzeysel olabilir. Sürekli kıpır kıpırdır ve aradığı heyecanı ona verebilecek kişilere aşık olur. Aynı zamanda karşısındaki kişi entelektüel ve iyi bir konuşmacı olmalıdır. Venüs’ü İkizlerde olan erkek, zeki kadınlardan hoşlanır. Kaçanı kovalamayı sever. Zihinsel birliktelik seksten daha önce gelir. Fazla sadık olduğu söylenemez. Ancak çok zeki çekici biri ile birlikte olabilir. Venüs’ü İkizlerde olan kadınlar da çok zekidir ve konuşmasını iyi bilirler. İlişkilerde fikir alış verişi önemlidir. Çok flörtçü, çok konuşkan ama ilişkilerin fiziksel boyutundan kaçıyor olabilirler. Parayı iyi biriktiremeyebilirler.

Venüs Yengeç’te veya 4. evdeyse duygusal paylaşımlar ve aile çok önemlidir. Ayrıca içinde bulunduğu topluluğa da çok bağlıdır ve bu gruplar içinde anaç bir tavır sergiler. İlişkilerinde kollayan, koruyan bir tavrı vardır ve sevdiklerine karşı çok fedakardır. Sevdiklerini daima korumak gözetmek ister. Sevdiğine bağlanır ve ömür boyu ayrılmaz. Bazen aşırı sahiplenici de davranabilir. Venüs Yengeç’te yuva sevgisini getirir. Maddi konularda da korumacı davranır. Finansal güvenceye duygusal bir ihtiyacı vardır. Parasını iyi biriktirir. Venüs’ü Yengeç’te olan kadınlar tam bir annedir. Çocuklarını büyük bir şefkatle büyütür ve hiçbir eksiklikleri olsun istemezler. Evini güzelleştirmeyi çok sever. Bu yüzden evde bol bol vakit geçirirler. Venüs’ü Yengeç’te olan bir erkek, şefkatli, sevecen ve yumuşak bir kadını çekici bulur. Dışarıda gezip tozmaktansa evinde eşiyle birlikte vakit geçirmekten hoşlanır. Yüzeysel ve sadece dış görünüşüne önem veren bir kadın onu mutlu edemez.

Venüs Aslan’da ya da 5. evdeyse dramatik sanatlara yeteneklidirler. Canlı, hayat dolu, ateşli ve cömerttir. Lükse, kaliteye ve gösterişli şeylere düşkündür. Dış görünüşüne çok önem verir. Kılığı kıyafeti saçı ilgi çekici ve güzel olmalıdır. Kendi sahip olduğu değerlerle çok övünür. Venüs'ü Aslan Burcunda olan kadınlar da erkekler de; ateşli, yoğun, gösterişli ilişkilerden hoşlanır. Beraber olduğu kişi ile gurur duymak, parlamak ve pohpohlanmak ister. İlişkileri yoluyla kendini göstermek ister, dolayısıyla çekici kişilere yönelirler. İlgi çekemediğinde morali bozulur, neşesi kaçar. İlişkilerinde karşı tarafa hükmederek egosunu tatmin etmek ister. Maddi gücüyle gurur duymak ister. Bu yüzden cömertçe para harcayabilir. Aşkta çok gururludur. Kolay kolay beğenmez. Kendine tam anlamıyla eş olarak seçtiği kişi üstün ve eşsiz biri olmalıdır. Sevdiği zaman çok kıskanç olur.

Venüs’ü Başak’ta veya 6. evde olanlar, ilişkilerinde mükemmellik ve saflık arar. İlişkilerini mükemmelleştirmek ister. Gevşeyip hayatın tadını almakta güçlük çeker. Huzursuz ve sinirsel bir ilişki tarzı vardır. Sakin, sade ve alçakgönüllüdür. Utangaçtır. Kendini göstermeyi sevmez. İlgisini ve sevgisini hizmet ederek göstermeye çalışır. Pratik ilişkilerden hoşlanır. Yaratırken de detaylar üzerinde herkesten fazla durduğu için huzursuz ve tedirgindir. Bir şeyi yaptıktan sonra üzerinden birkaç kere daha geçip emin olmak ister. Venüs’ü Başakta olan bir erkek, eşinin tertipli düzgün olmasını ister. Detaylı ve analitik konuşmalardan zevk alır. Venüs’ü Başakta olan bir kadın çok zekidir. Zeki erkeklerin ilgisini çeker. Paraya ve başarıya önem verir. Kendini mükemmelleştirmek ister. Kılığı kıyafetinde detaylara çok önem verir.
Diğerlerini de haftaya bırakalım…
Yıldızların ışığı kalbinize umut ve sevgi versin…
LORELEİ

18 Ağustos 2012 Cumartesi

MESUT OLUNUZ:)


Kocaman bir ayı geride bıraktık. Ramazan ayını bitirdik ve yarın Ramazan Bayramını kutlayacağız. Maalesef biraz uzak kaldım buralardan bu ay boyunca, malum oruç tutmak biraz zordu bu sene. Ama çok şükür alnımızın akıyla erdik bayrama. bayramdan sonra da tüm hızıyla burdayım inşallah.

Bayramdan önceki bu son günde hemen iyi dileklerimi ileteyim istiyorum. Herkesin bayramını en içten dileklerimle kutluyorum. Hepinizin her günününün bayram günleri kadar neşeli, mutlu ve huzurlu geçmesini diliyorum. Mesut olunuz efendim:)))


8 Ağustos 2012 Çarşamba

Rüya

Bu şarkı bu aralar sıkça çalıyor hem müzik kanallarında hem de radyolarda.Benim de hoşuma gitti. Hadi bir değişiklik olsun bugün de bunu paylaşayım diye düşündüm. Hem siz de seviyorsanız, bir kere de benim sayfamdan dinlemiş olursunuz:)


6 Ağustos 2012 Pazartesi

Lorelei Diyor ki: Satürn Terazi’de ve Mars Aslan’da durumumuz ne?


Satürn’ün Terazi’deyken tüm burçları nasıl etkilediğini anlatmaya devam ediyoruz. Satürn Balıkları ve yükseleni Balık olanları başkalarıyla ortak yaptıkları işler, kazançlar, vergi, sigorta, ölüm ve ölüm ötesi temalar anlamında etkiliyor. Başkalarının kaynaklarına muhtaç olduğumuz zamanları da deneyimlememiz bu dönemde zorunlu hale gelebilir.  Bu sırada söz konusu kaynağın kesilmesi, eşin destek olmaması ya da maddi krize girmesi, başvurulan kredinin alınamaması gibi bir olay sonucu bu temayı irdelemek durumunda kalabiliriz. Bu dönemde maddi konularda dış desteklere güvenerek hareket etmek fazlasıyla riskli olabileceğinden, başkalarına dayanmayan planlar yapmalıyız.  Gizemler, ölüm ve ölüm ötesi kafamızı çok fazla kurcalayabilir ve buna sebep olacak olaylarla da karşılaşabiliriz.

Satürn Koçları ve yükseleni Koç olanları ilişkiler anlamında etkiliyor. Satürn ilginizi iç dünyamızdan alıp dış dünyaya doğru çevirecek.  Şu ana kadar kim olduğunu, iç düzenini, ne istediğinizi iyi oturttuysanız,  kararlı ve güvenliysek, ikili ilişiklerinde de daha rahat edebiliriz.  Yakın ilişkilerle ilgili test edildiğimiz, ilgimizi tamamen bu alana yoğunlaştırmanız gereken bir dönem. Geldiğiniz gelişim noktasına uyum göstermeyen, ileriye yönelik planınıza dahil olamayan ortaklık hatta evlilik bu noktada bitebilir. Ya da güçlendiğinizi gören eş ya da ortağınız bu duruma dayanarak bize aşırı sorumluluklar yükleyebilir. Bu dönemde ikili ilişkilerde ve yaptığınız tüm anlaşmalarda sorumluluklarınızı yerine getirmeliyiz. Burada üstlendiğiniz tavırlar evliliğinizin ve ortaklığınızın güçlenmesini sağlayabilecek bir yatırım olabilir.

Boğalar ve yükselen Boğalar ise sağlık, iş, hizmetler ve günlük işler konusunda etkileniyorlar. Çok çalışmak, çok çabalamak, ince ayrıntılı işlerle uğraşmak zorunda kalabilirsiniz. Bütün bu çalışma temposu içinde kendinizi göstermeye, işlerinizin takdir edilmesini sağlamaya fırsat bulamayabilirsiniz. İşlere yetişemediğinizi düşünebilir, sorumlulukların altında ezildiğinizi hissedebilirsiniz. Buradaki en önemli nokta çalışma stratejilerinizi sorgulamak olacaktır. Eğer enerjinizi ayarlayamaz ve fazla zorlarsanız sağlık problemlerine de yol açabilirsiniz. Bu durumda genel olarak sağlığınızı, kendinize nasıl baktığınızı da gözden geçirmeniz gerekir. Hatta gündelik rutinleri yaşam tarzınızı da değiştirmeniz ve size en uygun olanı seçmeniz gerekebilir.

İkizler ve yükselen İkizler, bu dönem, yaratıcılığınızın çok rahat akmadığı bir dönem olabilir. Bu yaratıcılık için bir bekleme dönemi yaratabilir. Ortaya çıkacak olan şey çok çalışmayla oluşabilir ve daha önceki gibi rahat akmayabilir. Bu konum aşka yaklaşımımız ve yaşadığımız aşk ile de ilgilidir.  Karşımızdaki kişi yeni ‘BEN’i anlayamadığı için problemler ortaya çıkabilir. Ayrıca kendinizden daha yaşlı ve olgun birisiyle aşk yaşamak, üzüntü çektiğimiz ancak çok şey öğrendiğimiz bir aşk yaşamak da bu transitin etkileri olabilir. Yapmanız gereken ise ilişkilerden kaçmamaktır, çünkü bu alanı sorgulamanız ve çözmeniz gerekmektedir.  Bu evin diğer bir konusu olan kumar ve hayatın diğer riskli keyifleri için hiç uygun bir dönem olmadığını da unutmamalısınız. Çocuklarla ilgili sorumluluklar almak ya da çocuk sahibi olmak için kendini hazır hissetmek bu dönemde ortaya çıkabileceği gibi, ileriye yönelik başarı hedefleriniz içinde bir çocuğa yer ayıramıyorsak, bu alanda baskılar, sıkıntılar ve engeller karşımıza çıkabilir.

Son olarak Yengeç burçları ve yükselen Yengeçler, bu dönemde psikolojik altyapımızla ilgili çözülmemiş sorunlar karşınıza çıkabilir. Artık öylesine idare ettiğiniz konuları çözmek zorunda kalacaksınız. Bu yüzden psikoterapi ve diğer bilinçlenme yöntemleri için oldukça uygun bir dönem. 14 yıl boyunca yolunuza çıkmasını istemiyorsak içsel problemlerinizi şimdi çözmeli, temizlemelisiniz.  Evinizle ilgili sorumluluklar, attığınız bu temelin önemli bir parçası.  Evlilik gerçekleştirebileceğimiz sorumluluklardan biri olabilir. Burada gerekenleri yapmanız zorunlu olacak. Bu sorumluluklara ödemeler, yapılması gereken tamiratlar ve hatta evinizin kendisi de dahil olabilir. Ancak evde aldığınız sorumlulukların bağımlılık değil, tam tersine başarıya giden yolda size bağımsızlık ve güç veren faktörler olmasına dikkat etmelisiniz.

Merkür gerilemesi önümüzdeki Çarşamba sabahı sona eriyor. 8 Ağustos itibarıyla Merkür dolayısıyla ertelenen ya da rafa kaldırılan yeni konular varsa yeniden ele alabilirsiniz.  Merkür Aslan burcunda düzgün hareketine devam edecek. Aslan burçları ve yükselen Aslanlar, kendilerini yenilemek için iyi bir döneme girecekler. Ayrıca, Koçlar ve Yaylar da bu dönemden olumlu etkilenecek burçlar.  İkizler, Terazi ve Kova burçları için de iyi bir dönem. Aslanın zıttı Kovalar için ayrıca dikkat çekici bir dönem.  Diğer burçlar içinse önemli bir etki içermiyor ama doğum haritanızda ikiden fazla gezegeniniz saydığım burçlardaysa bu dönem sizin için de dikkat çekici bir dönem olabilir. Tabii bu sizin bundan önce yaptığınız çalışmalarınız yeterince iyiyse dikkat çekici ve size yarayan bir dönem olacaktır. Haftaya 7 Ağustos günü Venüs Yengeç’e geçiyor ve 6 Eylül’e kadar orada olacak.  Fırsat bu fırsat Venüs ve aşk olayına bir girelim diyorum, ne dersiniz?
Kendinize mutlu olmayı öğretmeyi un utmayın. Sevgiyle kalın.
LORELEİ

5 Ağustos 2012 Pazar

Bu da orkidemin çiçekli hali:)

Son yayınladığım postumda bahsetmiştim, orkidemin çiçeklerini döktüğünden ve ne kadar üzüldüğümden. Bu gün resimlerime bakarken çiçekli haliyle görünce nasıl sevindiğimi anlatamam. Hemen paylaşayım istedim. Ne de güzeldi. Bu arada adını pinky koymuştum. Oysa şimdi sadece yaprak ve dallardan ibaret.


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...