5 Kasım 2014 Çarşamba

Mint rengi çok güzel değil mi?



Mint, nil yeşili, su yesili, mavi yeşil.. Bir sürü adı var bu rengin. Ama son zamanlardaki en moda adı mint. Neyse, bu defa farklı bir çalışmayla karşınızdayım. İşin içine biraz kumaş girdi bu defa. Patchwork-crochet karışımı birşey oldu. Neticede ürün yine aynı. Yine yastık. Zaten blogun adı bir kere daha değişip yastikçı olacak bu gidişle. Nitekim yeni projede de yastık yapmak niyetindeyim. Bu defa crochetten bi süreliğine uzaklaşmayı düşünüyorum. Yeni aldığım dikiş makinemi denemek istiyorum :)) Elimde dikmekten çok yorulmuştum. Çok çok iyi olacak.

Bu da yastığımızın arka yüzü:)


13 Ekim 2014 Pazartesi

Yeni bir yastık daha




Uzunca bir aradan sonra bir yastik daha bitirebildim nihayet. Aslinda topiyle iyi bile bitti bu yastık. O söktü ben yeniden ördüm:) Ama ne yalan söyleyeyim sonuç çok hoşuma gitti. Geçip karşısına seyrettim bir süre. Bu arada eşimin çiçekçi bir akrabası bana bir sürü skulent verdi. Resimdeki de onlardan biri. Evde ki ciceklerle ben de yakında bir çiçekçi dükkanı açabileceğim bu gidişle. Topiden kurtarabilirsem tabii. Onlara da pek rahat vermiyor çünkü. :))



Bu resimde yeni işime dair küçük bir ipucu olsun. Yine bir yastik olabilir mi acaba kendisi;))?


31 Ağustos 2014 Pazar

Yeni, beyaz, cici yastık



Sen ne güzelsin beyaz, sana her renk yakışıyor. Ben de beyaz ip bulunca tüm yarim islere rağmen hemencecik bu şirin yastığı örüverdim. Çiçekler pek bir acemi işi oldu ama bi dahakiler cok daha güzel olacak söz.



Kardeşlere bir yenisi daha eklenmiş oldu böylece. Yakinda bir yastıkçı dukkanı açacak kadar çok yastık olacak diye korkuyorum. Örme hevesim pek bir çok bu aralar.
Tabi topi izin verirse.



Bu arada topicim de gayet iyi. Tek sorun bencağızı yoruyor biraz. Devamlı bir koşma, hoplama, tırmanma halinde. Gectiğimiz ay birinci yaşımızı doldurduk. Darısı nice mutlu senelere inşallah.

10 Ağustos 2014 Pazar

Yenileniyoruz

Yenilenmeye isim değişikliği ile başladık  bakalım.  Hadi hayirlisi:)

10 Temmuz 2014 Perşembe

Damla sakızlı sutlac


Yediğimiz ictigimiz artik hep topiye indeksli. Yemeklere sonradan tuz katmaya, sebze meyveyi daha ozenli secmeye, herseyin organigini aramaya alistik. Bu sefer de sutlaci topi icin damla sakizli yaptim. Sirf sentetik sekerli vanilin kullanmamak icin. Yaparken misler gibi koktu. Topi denedi, sanirim begendi. Bakalim biz begenecek miyiz? Size de iftar icin bir fikir verir belki diye paylasmak istedim. Sevgiler...

9 Temmuz 2014 Çarşamba

Pembe küçük motifler



Bu aralar topi den fırsat bulursam eğer örneklere devam ediyorum. Bu küçük pembe motifler de yeni favorim. Bir yastıklik kadar motif örebilecek miyim acaba çok merak ediyorum. Aslında motif örmesi kolay da bidik bidik birleştirmek uzun sürecek sanki...

Birde yarım işler var tabii. African flower da bitecek inşallah.





2 Haziran 2014 Pazartesi

Pembe Köşe


Ne çok oldu yine yazmyalı. Üstelik bu sefer sevdiğim blogları da takip edemedim. Sebebi ise işler güçler. Zaten yaz geldi, artık dışarıda daha fazla zaman geçirdiğimizden interenete de pek vakit kalmıyor. Topcim de çok hareketli ve meraklı, koşturyor annesini peşinden. 

Geçtiğimiz hafta yeni cici perdeler yaptırdık. Hem de en sevdiğimden yani pembeden:) pembe koltuğumla da pek bir uyumlu oldular. Ben de hemen bir post hazırlayıp paylaşayım istedim. 

Pembe yastığım da çok yakıştı köşeme:)


 Madalyalar eşimin:) asmış oraya,  kıyıpta çıkaramadım:)) Ama beyaz dolaba bir el atmak lazım. İçinde ne hazineler, ne cici şeyler var bir görseniz:)


 Belirtmeden geçemeyeceğim:) camlarımı perdeler takılacak diye yeni silmiştim ama yağan yağmurlarla yine kirlendi maalesef. Haliyle yine silinecek.


15 Nisan 2014 Salı

Nihayet geldim

Sonunda bilgisayarın başına oturabilme fırsatı bulabildim. Aslında nasıl da uykum geldi anlatamam. Ama buraları da özlemedim desem yalan olur. Peki nerelerdeydim bunca zaman. Tabii ki topinin başında:) Önceden yattığı yerde yanımda oynardı. Şimdi hareketlendi gezmek istiyor. Beşiğinden odaya, odadan eve, evden parklara açıldı. Öyle ki geçen hafta beşiğinden kaçma girişiminde bulunup karyolasından atladı.Bizim yürekler ağıza geldi tabii. Baktım ben bi başıma başedemiyorum, bi mola vereyim dedim  ve ananemize geldik. Yani yine İzmitteyiz.:)

Burda bu kadar malzeme varken blog yazısı yazmamak olmazdı. Annemde her telden el işi var. Son gözdesi ahşap boyama ve dekupaj. Evde heryer takı kutusu ve tepsi dolmuş:) Çok da hoş olmuşlar aslında:) Hem de bayağı profesyonel olmuş. Çatlatma falan yapıyor. Ahh bir de sim ve yaldız delisi olmasa:)) Bana da en beğendiğini seç al dedi. Bi tane seçtim ama onu sonra koyucam buraya.

Bu arada ahşap boyamadan önceki hobisi takı yapmaktı. Boncuklarını da resimledim:)







Bir de diyet mevzuları var. Annemin yanında biraz daha güzel başladım diyete. Sağolsun eşim aklımı çeliyordu, ne kadar abur cubur varsa oturup yiyorduk. Mesela bu akşam ki yemeğim: Tavuklu salata:)


Sonra bu güzel top ağaçlı yolda yapılan ve bir saat süren akşam yürüyüşü:) Bir de daha erken saatte topiyi gezdirme yürüyüşü:)



İşte bizde durumlar böyle:) Fotoğraf makinemi evde unutmuşum. Cep telefonuyla çekilen resimler çok içime sinmedi ama ...

17 Mart 2014 Pazartesi

Diyet ve Ekmek


Herkese mutlu haftalar dilerim öncelikle. Hayatımın en keyifli anlarını yazdığım bu sayfamda üzücü olaylar olduğunda sessiz kalmayı tercih ettiğimden bir süredir uzak kaldım buralardan. Ha şimdi her şey çok mu yolunda? Değil belki ama hayatımıza devam ediyoruz sahip olduklarımıza şükrederek. 

En son gurur yazısıyla karşınıza geleceğimi yazmışım. O zaman bu geç kalmış bir gurur yazısı olsun. Çünkü en son yazımdan bu yana, ciddi anlamda şeker ve ekmekle aramı açtım. Şeker yok, ekmek yok değil ama az ve öz, bisküvi, kurabiye, hamur işi yok, yok da yok.

Özellikle üşenmeden sırf canım istedi diye yaptığım kurabiyeler, kekler yok. Hele burada tarifini de verdiğim ve tadına bayıldığım için evden hiç eksik etmediğim o cookie ler var ya, bol tereyağlı şekerli olan. Onlar hiç yok.

Yok diyorum ama daha bir hafta yeni oldu. Nereye kadar sürecek bilmiyorum ki:)) Her neyse bakalım göreceğiz artık. Bu arada farkettiyseniz ekmek için az ama öz demiştim. İşte o öz be öz benim kendi ekmeğim. Kendi ellerimle yaptığım ekmek. 

Süt, maya, tuz ve un birleşir. Yoğurulur ve hamur oluşur.


Hamur kabarır...


Kabarır.....


ve pişerek ekmek olur.


Sonra da afiyetle sıcacıkken yenir. Ama az yenir.

Not: Ekmeğimin unu 7 tahıllı un, içerisine de lezzet versin diye biraz zeytin ve ceviz ekledim. O kadarcıkdan bişey olmaz.



11 Mart 2014 Salı

Yoksa Diyete mi Başlıyorum?


Bu sabah topi bana izin verdi de bu tabağı hazırlayabildim kendime:) Küçücük bebekten izin mi alınır? Alınıyormuş işte. Uyumadı ama kendi kendine oynadı pek ses etmedi. Kahvaltı ederken beni izledi sonra da. O beni izlerken "Acaba canı istemiş midir onun da , aman canım bende bal kaymak yemiyorum sonuçta, peynir domates işte ne isteyecek." diye düşünürken buluverdim kendimi. Evde oturuyorum diye sevinirken hepten kafayı uçurmayalım bide:)) Amaan zaten topinin de hepi topu iki ayı kaldı. O da sonra bizim gibi herşey yiyebilecek. Tuz ve şeker hariç. İkisi de çok faydalı şeyler değil zaten. Tanışan bir daha ayrılamıyor. Ben şahsen hiç tanışmamış olmayı yeğlerdim. Belki böylece diyet  yapmak benim için çok daha kolay bir hal alırdı.

Ama kahvaltı tabağıma bakınca acaba diyete başlamış olabilir miyim dedim. Aslında pekala da diyet kahvaltı tabağı oldu. Yanında da şekersiz limonlu bir yeşilçay. Buraya kadar herşey mükemmel. Ama ben kendimi tanıyorsam o küçücük ekmeğin üzerindeki küçücük çilek reçeli tanesi bana yetmeyecek ve ben gözü dönmüşçesine tatlı birşeyler arayacağım, bulacağım ve onu yiyip pişman olacağım:) Yemezsem de büyük gururla yarın bugün yediklerimin ve diyetimin ilk gününün postunu hazırlayacağım.:)

Topi birazdan uyanır. Şimdi onun o lezzetsiz kıymalı,kabaklı, havuçlu sebze çorbasını hazırmaya gidiyorum. Acaba bugün iki kişilik yapıp ona öğle yemeğinde eşlik mi etsem. Yok artık o kadar da değil:))

Bu arada tabağın altındaki peçeteyi eşim buldu aldı. Hani bizim annemle dekupaj merakımız var ya onun için. Bu peçeteyle ilgili de güzel planlarım var. İlerleyen günlerde faaliyete geçiricem inşallah:))

10 Mart 2014 Pazartesi

Pembe Granny Square Yastık da Bitti


Bir kaç ay bekledikten sonra bu yastığı da tamamlayabildim. Yarım işler konusunda pek iyi ünü olmayan biri olarak kendimle gurur duyuyorum. Bu kırlenti örüp bitirdikten sonra çok küçük göründü gözüme, ona uygun iç yastık yok diye düşünürken ikea da minicik bir yastık buldum. Tam da benim kırlentimin ölçülerindeydi. Elde dikmeyi de öğrenince bitiverdi.

Astarını yine pembe pitikare kumaşla diktim. Bu aralar iyice pembeci oldum. Bayılıyorum herşeyi pembik pembik görmeye:)


Önceki yastığımla da pek bir iyi arkadaş oldular.


Son bir yastığım daha kaldı. African flower modeli. Ama onun daha motifleri yeterli sayıya ulaşmadı. En kısa zamanda o da biter umarım:)

6 Mart 2014 Perşembe

Hafta ile Birlikte Yarım İşler de Bitiyor

En Son "Pazartesi Sendromu da Ne?" diye bir başlık attığımı hatırlıyorum. Sonrasında hafta nasıl geçti anlamadım bile. Bu topi benim aklımı başımdan alıyor. Sabahın 6 sında hatta bazen beş buçukta kalktığım o uzun günlerde zaman nasıl geçiyor anlayamıyorum bile. Yetişemiyorum da zaten. aman topiyle ilgilen, onu besle, onunla oyun oyna, aman uyudu koş evi topla, hala uyanmadı azcık da el işi yapayım derken gün bitiveriyor. Sonrasında akşam televizyon kaşısında sızıp kalıyorum zaten.

Bu sabah da topi uyuduktan sonra güzel yeşilçaylı bir kahvaltı hazırladım kendime. Bu arada çayda şekeri bıraktım. Bir ay falan oldu. Sabah kahvaltılarında yeşil çayı tercih ediyorum. Beyaz ekmek de yok artık. Kepekli veya tam buğday ekmeği. O da en fazla iki dilim. Kilo verme çalışmalarına kıyısından başladım yani:)) Belki ilerleyen zamanlarda bir diyet günlüğü ile karşınızda olurum.


Kahvaltının arkasından dün dikip bitirdiğim "Daisy Granny Square" yastığımı fotoğrafladım ve tatatam karşınızda:))


Aslında bitireli çok uzun zaman olmuştu. Ama dikiş makinem olmadığından astar kısmını bekletiyordum. Dün bir cesaret elime aldım ve internetten araştırıp öğrendiğim elde makine dikişi yapmaya karar verdim. Hiç fena olmadı. Hatta bu kadar güzel duracağını tahmin etmemiştim.


Astar olarak pembe pitikareli kumaş tercih ettim. Pembe koltuğumun üzerinde de çok hoş durdu:)





Şimdi sıra biten diğer yastığıma kılıf dikmekte. Öğrendim ya ben bu işi diker dururum ki hep:)

4 Mart 2014 Salı

Elmalı Mozaik Pasta


Çok değişik ve güzel bir tatlı oldu. Eşimden referanslı hem de:) O pek tatlı sevmez ama bu tatlıyı çok beğendiğini söyledi. Ben de bir fikir olması açısında sizinle paylaşmak istedim.

Üç orta boy elmayı rendeleyip, 4 çorba kaşığı şeker ile bir tavada öldürüyoruz. Sonra bir kapta parçaladığımız pötibör bisküvilere katıyoruz. Arzu edişinize göre damla çikolata , kakao, fındık, ceviz, kuru üzüm veya kuru kayısı da ilave edebilirsiniz. Ben hepsini ekledim:) Çok da güzel oldu. Aslında niyetim top top yapıp cupcake kağıtlarına koymaktı. Biraz tembel işi oldu:)) Strece sarıp, buzdolabında beklettim.

3 Mart 2014 Pazartesi

Pazartesi Sendromu da Ne?

Biraz nispet yapar gibi oldu ama:) Ne yalan söyleyim senelerdir okula gitmek için, ardından işe gitmek için erkenden yollara düşen biri olarak evimde oturmaktan son derece memnunum. Hele bu memnuniyetim pazartesi sabahları birkaç kat daha artıyor:) Topi sayesinde sabah beş buçuk- altı gibi ayaktayız yine uyku yok tabii ama olsun. Evde olup onunla vakit geçirmek işe gitmekten çok daha keyifli. Hele bahar tam anlamıyla bir gelsin, gezmeler başlasın daha da keyifli olacak:)) diye düşünüyorum.

Sabah alelacele edilen kahvaltılar veya işyerinde simit çay ikilisindense, magazin programları karşısında edilen kahvaltının tadına doyum olmuyormuş:) (Not: topi 05.30 da uyandığı için saat 08.30 civarı uykusu geliyor, tabii meydan da bana kalıyor:))


Topi artık çok hareketli olduğundan yanında pek el işi yapamıyorum. Ancak akşam o uyuduğunda hala yorgunluktan bitkin düşmemişsem elime birşeyler alıyorum. Yarım işler bitiriyorum. Bir de topiye süveter  başladım çabuk bitmesi dileğiyle...


Bir yastık daha bitti ama astarı dikilmeyi bekliyor. Ah bir dikebilsem yayınlayacağım hepsini sözzz:)




18 Şubat 2014 Salı

Naçizane Bir Film Tavsiyesi

Topicik yüzünden bu kış evdeyim malum. Senelerdir çalışan biri olarak evde vakit geçirmeye, gündüz programlarını izlemeye hep özenmişimdir. Ohh ayaklarımı uzatır, televizyon seyreder bol bol dinlenirim diye düşünmüştüm:) Yani çocuk büyütmenin bu kadar zor olabileceği aklımın köşesinden bile geçmemişti. Topi büyüyüp hareketlendiğinden beri daha bir dikkatli olmak gerekiyor. Yanından iki dakika ayrılamıyorum. Tv seyretmesini tasvip etmediğimden kendimde seyredemiyorum. Olsun bi şikayetimiz yok:)

Neyse dün topi uyurken sinema kanalında (eşim bu kış evdeyim sıkılmayayım diye açtırmıştı, nihayet kısmet oldu izleyebildim) bir filme rastladım. Çok ilginç ve değişik bir filmdi paylaşmak istedim.  Filmin Türkçe adı: Suç Zamanı. Orijinal adı ise: Les Cronocrimenes. İspanyol yapımıymış. 



Konusu çok ilginç.adamın biri yanlışlıkla bir şekilde zaman makinesinin içine giriyor ve zamanda bir gün geriye gidiyor. Gerçek zamana dönmek için verdiği uğraşlar çok ilginç. Bir yerde rastlarsanız kesinlikle izlemenizi öneririm. Öyle oyuncuları tanıdık falan değil, duyulmamış diye geçmeyin. Hem baktım imdb puanı 7,2.

14 Şubat 2014 Cuma

Sabun Dekupajı


Tutkal ve verniğin kokusu topiye dokunur belki diye uzun zamandır istememe rağmen bir türlü fırsat bulup da yapamamıştım. Dün markette aklıma geldi ucuz sabunlardan aldım. Akşam da topiyi uyuttuktan sonra dizi (Aramızda Kalsın) karşısında peçeteleri kesip, şıppadanak yapıştırıverdim:) Hava dün öyle güzeldi ki (hatta duyduğuma göre şubat ayının en sıcak günüymüş) camı da açıp evi havalandırdım. Koku falan kalmadı.:) Dekupaj içinde en çok bu sabunları renklendirmeyi sevdim.


Peçeteler annemden. Ana kız hangi markette renkli güzel desenli peçete görsek alıyoruz:))



Sabunlara bir kaç tane daha ekleyip, bir de şık sepet almak lazım:))

Bir de bugün sevgililer günüymüş. Ohoo biz çoktan geçtik bunları. Ben iki sevgilimle zaten hergün mutluyum:))

Ama yine de herkesin sevgililer günü kutlu olsun...

12 Şubat 2014 Çarşamba

Son Günlerde Bolca Dinliyorum


Bu aralar bu şarkıya radyoda sıkça rastlıyorum. Siz de dinleyin istedim. Bizim topi bile biliyor artık bu şarkıyı nerdeyse:))


İlk Sümbül Açtı



Heryerde açan sümbülleri gördükçe içim gidiyordu ve nihayet cumartesi günü ben de iki tane aldım. Henüz açmamışlarından seçmiştim. Renkleri süpriz olsun istedim. Bu sabah gördüm ki biri lila renginde açmış. Bu rengi çok seviyorum zaten. Bakalım diğeri ne renk açacak. Pembe olsa aslında hiç fena olmaz:))



8 Şubat 2014 Cumartesi

Küçük Denizci ve Gemisi


Bu gemileri işlerken topi henüz doğmamıştı. Ama ne yapacağıma bir türlü karar verememiştim. Bir sürü yapıp perdeye aplike etmeyi düşünmüştüm sadece iki tane işleyebildiğimden mümkün olmadı bu düşüncem. Hayalimdeki çerçeveyi de bulamadım ama daha fazla bekletmek de istemediğmden ortaya bu sonuç çıktı. Şimdi odasındaki duvara asmak kaldı. Diğerini de yapayım asacağım inşallah:))


 Gemici biblosu annanemizden. Bayılıyorum ben bu mavi beyaz biblolara. Ama bunları bulmak artık çok zor.  Annem  kimisini izmitte kurulan ikinci el pazarından kimisini de antikacı dükkanlarından bulup almış bir kaç tane benim için:) onları da ilerleyen günlerde paylaşırım.


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...